18 Şubat 2012 Cumartesi

İranlı rejim muhalifleri Irak’taki yeni kamplarında


Irak’ta Eşref kampında bulunan 400 kadar İranlı rejim muhalifi, Bağdat yakınlarındaki yeni yerleşimlerine nakledildiler.

Halkın Mücahitleri adlı İranlı muhaliflerin buradan da ülke dışına gönderilmesi planlanıyor.

Birleşmiş Milletler ve Irak yönetimi 25 Aralık’ta 3 bin 400 kişilik grubun yeni kampa nakliyesi konusunda anlaşmışlardı.

Irak’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Faleh el Fayadh anlaşmanın içeriğine şu sözlerle açıklık getirdi:
“Her iki taraf da Irak topraklarında bulunan bu insanların Özgürlük Kampı’na nakledilmesi konusunda anlaştı. Nihayetindeyse başka ülkelere gönderilmek şuretiyle Irak’ı terk etmelerine izin verilecek veya İran’a yeniden dönmek isteyenlere de bu imkan tanınacaktır.”

Daha önce Amerikan ordusuna ait olan Bağdat yakınlarıdaki bu üs, İranlı muhalifler için yeniden düzenlendi.

Ancak muhalifler, burada özgürlüklerinin son derece kısıtlı olduğundan şikayet ediyorlar.

1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak Savaşı’nda İran’a karşı savaşan muhalifler o tarihten bu yana Irak’taki kamplarda kalıyorlar.

EURONEWS

ABD'den Irak'a tank desteği


ABD'nin Irak'la askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde Irak'a 131 adet ''M1A1 Abrams'' tankı teslim ettiği bildirildi.

ABD'nin Bağdat Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, Bağdat ile Washington yönetimleri arsında imzalanan askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde Irak'a satılacak 140 M1A1 Abrams tankından 131'inin teslim edildiği belirtildi.

Açıklamada, kalan 9 tankın ise donanımları tamamlandıktan sonra birkaç hafta içinde Irak'a teslim edileceği, tankların satışının ABD hükümetinin standartlarında olduğu ifade edildi.

Irak Savunma Bakanlığı, ilk parti M1A1 Abrams tanklarını Ağustos 2010'da teslim almıştı. Savunma Bakanlığı, 18 Nisan 2011'de yaptığı açıklamada, Irak güçlerinin M1A1 Abrams tanklarını kullanmaya başladığını dile getirmişti.

GAZETE A24

Abd, Irak'a 131 "M1a1 Abrams" Tankı Teslim Etti


ABD'nin, şimdiye kadar Irak'a 131 adet "M1A1 Abrams" tankı teslim ettiği bildirildi.

ABD'nin Bağdat Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, Bağdat ile Washington yönetimleri arsında imzalanan askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde Irak'a satılacak 140 M1A1 Abrams tankından 131'inin teslim edildiği belirtildi.

Açıklamada, kalan 9 tankın ise donanımları tamamlandıktan sonra birkaç hafta içinde Irak'a teslim edileceği, tankların satışının ABD hükümetinin standartlarında olduğu ifade edildi.

Irak Savunma Bakanlığı, ilk parti M1A1 Abrams tanklarını Ağustos 2010'da teslim almıştı. Savunma Bakanlığı, 18 Nisan 2011'de yaptığı açıklamada, Irak güçlerinin M1A1 Abrams tanklarını kullanmaya başladığını dile getirmişti.

Anadolu Ajansı 


SON DAKİKA

Kim Market'ten 400 kişiye iş


Yurt dışı yatırımlarla yüzde 30 büyümeyi hedefleyen Kim Marketler Zinciri, bu yıl 35 şube açmayı planlıyor. Yeni marketlerde toplam 400 kişi istihdam edilecek

 Marmara Bölgesi'ndeki 59 mağazasıyla faaliyet gösteren Kim Marketler Zinciri, 2012 yılında 35 yeni mağaza açarak 400 kişiye istihdam sağlayacak. 2011 yılını yüzde 24 büyüme ile tamamladıklarını açıklayan Kim Genel Müdürü Hamit Akçay, "2012 yılında perakende pazarında karlılıkta kısmi bir daralma yaşanabilir. Buna rağmen yatırımlarımıza devam edeceğiz. Açacağımız 35 mağazanın 15 tanesi süpermarket, 20'si ise yeni konseptimiz Kim Pratik olacak. Daralan iç pazara alternatif olarak bu sene Irak'ta üç süpermarket yatırımı yapacağız. İstanbul pazarının dışında Yalova, Tekirdağ, Karabük ve Bursa illerinde ilk mağazalarımızı açacağız" diyor. Doğru ve kararlı adımlarla Türkiye geneli ve bölge ülkelerinde şubeleşmeyi ve bin 650 olan istihdam sayısını 2 bin 50 kişiye çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Hamit Akçay, 2012'de yatırımlarına deva m edeceklerini belirtiyor. "Krizden çok piyasada kısmi bir daralma yaşanmasını bekliyoruz. Yatırımlarımızı devam ettirerek mağaza sayımızı 84'e çıkarmayı hedefliyoruz. Özellikle yurt dışı yatırımlarımıza büyük önem veriyoruz. Firma olarak büyüme ve genişleme için Irak pazarına öncelik tanıyacağız. Kendi markamız ve konseptimizle Irak'ta ilk etapta nisan ayı sonunda 2 mağaza açacağız. Yılsonuna kadar ise toplamda 3 mağaza açılışı tamamlanacak. 2013 yılında ise Irak genelinde hızlı bir mağazalaşma çalışması başlatacağız. Irak pazarı dışında Balkanlar, Ortadoğu ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, Kuzey Afrika ve Rusya'da yatırım fırsatlarını araştırıyoruz" diyor.

"Hedefimiz yüzde 30 büyümek"
Türkiye perakende pazarındaki yoğun rekabetin son on yıl içerisinde net katılıkları ortalamada yüzde 9'dan yüzde 2'ye kadar düşürdüğünü ifade eden Akçay, "2012 ise perakende pazarında durağan bir yıl olacak. Sektörde yoğun rekabet sürecektir. Avrupa merkezli perakendecilerin Türkiye ilgisi devam ederken özellikle niş alanlarda yeni girişimlere tanık olabiliriz. 2012 yılında yüzde 30 civarında bir büyüme öngörüyoruz" diye konuşuyor.

İŞTE İNSAN

Avusturya Irak'ta daha fazla yatırım yapacak


Avusturyalı şirketler için Irak'ta birçok sahada yatırım yapma imkanı bulunduğu belirtildi.

Viyana'da Bağdat Valisi Salih Abdülrezak ile görüşmesinin ardından basına açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Wolfgang Waldner, Avusturya-Irak ticaret hacminin 2011 yılında üç misli artarak 600 milyon avroya çıktığını bildirdi.

Irak'ta yeni dönemde Avusturyalı şirketlerin birçok sahada yatırım yapabileceklerini belirten Waldner, altyapı, su, elektrik ve sağlık sektöründe yeni yatırım olanakları bulunduğunu kaydetti.

Irak'ın ticaret hacmi bakımından Avusturyalı şirketler için Arap ülkeleri arasında üçüncü sırada yer aldığını ifade eden Waldner, Abdülrezak ile yaptığı görüşmede ticari ilişkilerin geliştirilmesi konusunda görüş birliğine vardıklarını belirtti.

Avusturya'nın Irak'a yaptığı ihracatın 2011 yılında üç misli artarak 600 milyon avroya çıktığını anlatan Waldner, iki ülke ticaret odaları arasındaki işbirliğinin de geliştirilerek ticaret hacminin artırılacağını kaydetti.
AA

HABER 7

Barzani Hükümeti Güvenoyu Aldı


Kürdistan Parlamentosu, başbakanlık görevine yeniden getirilen Neçirvan Barzani’ye güvenoyu verdi.

Kürdistan Parlamentosu, başbakanlık görevine yeniden getirilen Neçirvan Barzani ile Yardımcısı İmad Ahmed'e güvenoyu verdi.

Güvenoyu için toplanan Kürd parlamentosunun bu oturumuna muhalif partiler katılmazken, 71 parlamenter oy kullandı. Güvenoyu alan Başbakan Barzani, Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani'nin görevlendirmesinden sonra, bir ay içinde yeni kabineyi ilan edecek.

Neçirvan Barzani kimdir?

Yeni Başbakan Neçirvan Barzani, 1966 yılında doğdu. 5. hükümette Başbakanlık yapan Barzani, KDP'nin de başkan yardımcılığı görevini yürütüyor. İran'da siyasal bilimler eğitimi gören Neçirvan Barzani, babası İdris Barzani'nin ölümü üzerine eğitimini yarıda bırakarak Kürdistan'a döndü ve Peşmerge saflarına katıldı. Barzani 1989 yılında PDK(KDP) Politbürosuna seçildi.

İmad Ahmed kimdir?

Başbakan Yardımcısı İmad Ahmed 1955 yılında dünyaya geldi. Bağdat'ta teknoloji eğitimi alan Ahmed, 1972 yılında Ezilenler Topluluğu Örgütü'ne üye oldu, 1983'te ise Peşmerge saflarına katıldı. 1993 yılında meclis üyesi ve 1994 yılında da YNK Politbürosuna seçilen İmad Ahmed, bir dönem Sağlık, Endüstri, Kalkındırma Bakanlığı yaptı.

HABER DİYARBAKIR

397 İranlı eski Amerikan üssünde


Irak'ta Eşref kampından gelen 397 kişilik İranlı rejim muhalifi bir grup, yeni yerleşim yerleri olan Bağdat yakınlarındaki eski Amerikan üssüne yerleştirildi.

İran rejimine muhalif Halkın Mücahitleri'nin hukuk sorumlusu Behzad Saffari, 18 otobüsten oluşan bu ilk grubun eski Amerikan üssü Camp Liberty'ye (Özgürlük kampı) geldiğini ve otobüslerin güvenlik için aranmakta olduğunu belirtti.

Saffari, Iraklı yetkililerin Eşref kampından ayrılırken, kameralarını ve mutfak bıçaklarını getirme izni vermediklerini kaydetti.

Birleşmiş Milletler (BM) ile Irak arasında 25 Aralık'ta uzun müzakereler sonucu varılan anlaşma uyarınca, sonunda ülkeden ayrılmalarını sağlayacak bir süreç çerçevesinde, ABD'nin Irak'tan çekilmesi kapsamında kapanacak olan Eşref kampının sakini İran rejimine muhalif 3 bin 400 kişinin transferi öngörülüyor.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun kısa süre önce yaptığı çağrıda, Irak'taki Eşref kampında yaşayan İranlı rejim muhaliflerinin bir an evvel yeni mekanlarına yerleştirilmesi gerektiğini belirtmişti.

Irak'ın idam edilen devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin döneminde açılan kamp ABD'nin Irak'tan çekilmesi kapsamında kapatılacak.

ZAMAN

Demirtaş ve Türk, Erbil'e gitti


BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Ahmet Türk'ün de aralarında bulunduğu milletvekilleri, Mahabat Kürt Cumhuriyeti'nin kuruluş yıldönümüne ilişkin bir konferansa katılmak için Mesud Barzani'nin davetlisi olarak Erbil'e gitti.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Başkanı Mardin Bağımsız miletvekili Ahmet Türk ve BDP milletvekilleri, Mahabat Kürt Cumhuriyeti'nin yıldönümü nedeniyle düzenlenen konferansa katılmak üzere Kuzey Irak'taki bölgesel Kürt yönetimi başkanı Mesut Barzani'nin davetlisi olarak Erbil'e gitti.

İran'da 1946 yılında kurulan aynı yıl, İran ordusu tarafından yıkılan Mahabat Kürt Cumhuriyeti'nin 66'ıncı yıldönümü nedeniyle Erbil'de düzenlenen konferansa, Kuzey Irak Kürt Bölgesi ve Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) başkanı Mesut Barzani, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile DTK Genel Başkanı Ahmet Türk de davet edildi. Barzani'nin davetini kabul eden Demirtaş ile Türk'ün yanı sıra, Diyarbakır bağımsız milletvekili Leyla Zana, BDP Muş milletvekili Sırrı Sakık ile Van Milletvekili Nazmi Gür ve Van Bağımsız milletvekili Aysel Tuğluk karayolu ile Erbil'e gitti.

Erbil'de 19-20 Şubat tarihinde yapılacak olan Mahabat Kürt Cumhuriyeti yıldönümü konferansına katılacak milletvekilleri ve DTK'lılar konuşma yapacak. Konferansın yanı sıra Mesut Barzani ile özel görüşme yapacak BDP ve DTK'lılar, bu yıl içinde Kuzey Irak'ta yapılması planlanan Kürt Ulusal Konferansı, bölgedeki siyasal süreç, bölgesel gelişmeler ve yaklaşımlar, Türkiye, Suriye ve Irak'taki son durumla ilgili karşılıklı görüş alış verişinde bulunacak.

Mahabat Kürt Cumhuriyeti

SSCB'nin 1945 yılında İran'ı işgal etmesi ve İran'da yaşayan Azerilerin özerkliklerini ilan etmesinden sonra 22 Ocak 1946 tarihinde İran'ın Mahabat kentinin Çarçıra Meydanı'nda liderliğini Gazi Muhammed'in yaptığı bir grup Kürt aydını Mahabat Kürt Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etti. Ancak, bu oluşum Birleşmiş Milletler tarafından tanınmadı. Devlet Başkanlığını Gazi Muhammed'in, Genelkurmay Başkanlığını da Kuzey Irak Bölgesel Kürt lideri Mesut Barzani'nin babası Mustafa Barzani'nin üstlendiği SSCB destekli Mahabat Kürt Cumhuriyeti, 9 Mayıs'ta Sovyetler Birliği'nin İran'dan çekilmesinden sonra 7 ay ayakta kalabildi. 17 Aralık'ta İran ordusunun işgal ettiği Mahabat'ta, Genelkurmay Başkanı Mustafa Barzani, SSCB'ye kaçarken, Gazi Muhammed ve taraftarları ise Mahabat'ta kalmayı tercih etti. İran ordu kuvvetleri tarafından yakalanan Gazi Muhammed ile diğer Kürt liderler, Cumhuriyeti ilan ettikleri Çarçıra meydanında asılarak idam edildi.

CNN TÜRK

Tarık Haşimi 150 saldırıdan suçlu ilan edildi


Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi hakkındaki suçlamaları araştırmak üzere kurulan komisyon, Haşimi’nin Irak’taki 150 bombalama ve suikast eylemine destek sağladığının kesinleştiğini iddia etti. Ancak komisyon bu eylemlerle ilgili somut bir kanıt ortaya koymadı.

El Cezire’nin haberlerine göre, adı suikast eylemlerine karışan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi hakkındaki suçlamaları araştırmak üzere kurulan komisyon çalışmalarını tamamladı. Komisyon, Tarık Haşimi’nin himayesi altındaki kişiler aracılığıyla 150 saldırı eyleminde rol aldığının kesinleştiğini savundu.

Tarık Haşimi’nin koruma görevlilerinden ve himayesi altındaki kişilerden oluşan grubun bomba yerleştirilmiş araçlarla saldırı düzenlemek, roket saldırılarında bulunmak ve üst düzey güvenlik görevlilerine ve parlamenterlere suikast yapmak gibi eylemleri gerçekleştirdiğinin anlaşıldığını açıklayan Komisyon, Haşimi himayesindeki grubun bazı üst düzey müdürleri, yargıçları ve doktorları da susturuculu silahlarla öldürdüklerinin anlaşıldığını ifade etti.

Federak Kürdistan Bölgesi'nde bulunan Haşimi ise, hakkındaki suçlamaları reddederek, Başbakan Nuri El Maliki'nin iktidarını sağlamlaştırmak için karalama kampanyası yürüttüğünü söylüyor.

Irak Yüksek Yargı Şurası, geçtiğimiz kasım ayında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi hakkında suikast eylemlerine karışmak suçlamasıyla tutuklama kararı çıkarmıştı. Tarık Haşimi de Bağdat’taki mahkemeye güvenmediğini belirterek Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne sığınmıştı.

ANF NEWS AGENCY

17 Şubat 2012 Cuma

Bilgay Duman - Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'ndeki Hükümet Değişikliği ve Siyasi Yansımaları


Irak’ta merkezi hükümet üzerinden devam eden siyasi kriz aşılmaya çalışılırken, Bölgesel Kürt Yönetimi içerisinde de olağan gözüken bir siyasi dönüşüm yaşanmaktadır. Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Başbakanı ve Celal Talabani’nin lideri olduğu KYB üyesi Berham Salih, KDP ve KYB arasında 2004’te imzalanan anlaşma doğrultusunda, görevinden istifa etmiş ve hükümeti kurma görevi Mesut Barzani Başkanlığındaki KDP’ye geçmiştir. KDP ve KYB arasında imzalanan anlaşmaya göre, 4 yıllık yönetim süreçlerinde 2 her partinin 2’şer yıl hükümeti yönetmesi öngörülmektedir. Bu doğrultuda KDP Başkan Yardımcısı ve Bölgesel Kürt Yönetimi’nin eski başbakanı Neçirvan Barzani’ye hükümet kurma görevi verilmiştir. Ayrıca Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Parlamento Başkanı ve yardımcısı da değişmiştir. Parlamento Başkanlığına, Bölgesel Kürt Yönetimi Parlamento Başkan Yardımcısı Arslan Bayiz getirilirken, Bayiz’den boşalan göreve de Hassan Muhammed Soor seçilmiştir.

Önce 15 Şubat 2012’de 111 kişilik Bölgesel Kürt Yönetimi Parlamentosunda 72 parlamenterin katılımıyla yapılan toplantıda Parlamento Başkanı ve Yardımcısı seçilirken, ertesi gün gerçekleştirilen ve 71 parlamento üyesinin katıldığı toplantıda da Neçirvan Barzani ve KYB’li İmad Ahmed’e hükümeti kurma görevi verilmiştir. Ayrıca KYB Genel Sekreteri Kosret Resul’un da 2 yıldır boş olan Bölgesel Yönetim Başkan Yardımcısı görevine getirildiği açıklanmıştır. Dışarıdan bakıldığında son derece olağan bir süreç gibi görünen bu değişimin hem mevcut durum itibariyle hem de doğuracağı etkiler bakımından birtakım kriz noktalarını içerisinde barındırdığını söylemek mümkündür. Öncelikle Bölgesel Kürt Yönetiminin genel yapısı itibariyle değerlendirildiğinde, hem Bölgesel Kürt Yönetimi’nin parlamento başkan ve yardımcısının seçiminde hem de Neçirvan Barzani başkanlığında kurulacak hükümete güvenoyu verilmesi için yapılan oylamaya muhalefet partilerinin katılmadığı görülmektedir. 2007 yılında KYB’deki Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılan, daha sonra Goran Hareketini kuran ve 2009’da Bölgesel Kürt Yönetimi seçimlerine katılarak 25 milletvekili elde eden Neşirvan Mustafa’nın başını çektiği muhalefet hareketinde ayrıca Reform ve Hizmet Listesi olarak seçimlere katılan Kürdistan İslami Birliği’nin 4, Kürdistan İslami Grubu’nun 4, Kürdistan Demokratik Sosyalist Partisi’nin 2 ve Kürdistan İşçi Partisi’nin de 1 milletvekili bulunmaktadır. Ayrıca Erbil Türkmen Listesi ve Kürdistan Komünist Partisi de 1’er parlamento üyesine sahiptir. KDP ve KYB dışında parlamentoda yer alan üyelere bakıldığında 38 parlamento üyesinin muhalefette yer aldığı görülmektedir. Nitekim 15 ve 16 Şubat 2012 tarihlerinde yapılan toplantılara bu üyelerin katılmadığı ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan özelikle Neçirvan Barzani başkanlığında kurulacak hükümete güvenoyu verildiği toplantıya muhalefetin katılması, hükümet kurma sürecini zora sokabilir. Zira Neçirvan Barzani, hükümet kurma görevini almadan önce uzun bir süredir Goran Hareketi, Kürdistan İslami Birliği ve Kürdistan İslami Grubu’nun öncülüğündeki muhalefet partilerini ikna etme çabasına girmiş ve bu nedenle bu partilerle çok sayıda görüşme yapmıştır. Hatta 16 Şubat’taki parlamento toplantısından iki gün önce muhalefet partileri tarafından yapılan açıklamada Neçirvan Barzani’ye şartlı destek verecekleri, taleplerinin yüzde 75’nin kabul edilmesi durumunda hükümete katılacakları, parlamentoda yapılacak toplantıda yer alacakları bildirilmiştir. Ancak sonuçta muhalefet partileri toplantıya katılmamıştır. Bölgesel Kürt Yönetimindeki muhalefet hareketinin KDP ve KYB’nin yönetim tekelini kırmak istediği görülmektedir. Bu durum Neçirvan Barzani’nin önümüzdeki hükümet kurma sürecinde oldukça zorlanacağının göstergesi olarak ifade edilebilir.

Öte yandan bu süreç, Bölgesel Kürt Yönetimindeki partilerin içerisindeki krizleri de içerisinde barındırmaktadır. Özellikle KDP ve KYB içerisindeki fay hatları bu sürecin ve hatta biraz abartılı olsa da Bölgesel Kürt Yönetimi’nin geleceğini etkileyebilecek düzeyde olduğu düşünülmektedir. Son dönemde Mesut Barzani sonrası KDP ve Bölgesel Yönetimin geleceği tartışılır olmuştur. Bu açıdan 2 isim fazlasıyla ön plana çıkmaktadır. Bunlardan biri Mesut Barzani’nin de yeğeni olan Neçirvan Barzani’dir. Diğer ise Mesut Barzani’nin oğlu Bölgesel Kürt Yönetimi’nin İstihbarat Birimi’nin Başkanı olan Mesrur Barzani’dir. Neçirvan Barzani, KDP’nin görünen yüzü olmasına rağmen, Mesrur Barzai ile arasında bir çekişme olduğu bilinmektedir. Bölgesel Yönetim içerisinde Neçirvan Barzani’nin hem siyasal hem ekonomik alandaki etkisinin oldukça yüksek olması nedeniyle Mesrur Barzani’nin bu durumdan rahatsız olduğu konuşulmaktadır. Öte yandan Mesut Barzani’nin de Mesrur Barzani’ye ayrıcalıklı davranması ve ön plana çıkarmaması nedeniyle, Neçirvan Barzani’nin bu durumdan rahatsız olduğu ve kendisinin yıpratıldığını düşündüğü söylenmektedir. KDP ve Bölgesel Yönetim içerisinde de Neçirvan Barzani ve Mesrur Barzani arasında kamplaşmalar olduğu gelen bilgiler arasındadır. Ayrıca KDP içerisinde aşiretsel yapıdan rahatsız olan ve reformcu bir kanadın da olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim Aralık 2010’da yapılan KDP kongresinde bu reformcu kanadın tatmin etmek için partinin iç tüzüğünde bir takım değişiklikler yapılmıştır.

Diğer taraftan KYB’nin daha sıkıntılı bir durumda olduğu söylenebilir. Nitekim bu sıkıntılar KYB’de somut olarak 2007’de ortaya çıkmış ve KYB Başkan Yardımcısı olan Neşirvan Mustafa görevinden istifa etmiş, ancak siyasi büro üyeliğini devam ettirmiştir. 2009’da ise Neşirvan Mustafa’nın Bölgesel Kürt Yönetiminde yapılacak seçimlere bağımsız olarak katılacağını açıklamasının ardından KYB Siyasi Büro üyeliğinden de çıkarılmıştır. Ardından Goran Hareketi’ni kuran Neşirvan Mustafa, elde ettiği oy ve milletvekili sayısı ile KDP ve KYB’yi sarsmış ve Irak Kürt Hareketi içersinde ilk kez bir bu iki partiye yönelik bir muhalefet ortaya çıkmıştır. Bu durum KYB’yi de derinden sarsmış ve KYB’nin Osmani Hacı Mahmud, Celal Cevher, Mustafa Seyid Kadir ve Ömer Seyd Eli gibi isimleri de partiden istifa etmiştir. Ayrıca Neşirvan Mustafa ile iyi ilişkileri bulunan KYB Genel Sekreteri Kosret Resul, Celal Talabani ile tartışarak önce KYB’den istifa ettiyse de Celal Talabani tarafından ikna edilmiş ve istifası geri çekmiştir. Kosret Resul’un istifasını geri çekmesine rağmen, kırgınlığının devam ettiği ve alternatifleri ileride değerlendirebileceği söylenebilir. Diğer taraftan KYB içerisinde Bölgesel Kürt Yönetimi’nin eski Başbakanı Berham Salih’in de kendine yakın bir grup oluşturmaya çalıştığı söylenebilir. Kosret Resul ve Berham Salih arasında bir gerginlik olduğu da konuşulmaktadır. Bu çerçevede Celal Talabani sonrası parti içerisindeki iktidar mücadelesi daha belirgin hale gelmiştir. Zira KYB lider ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin ciddi sağlık sorunları bulunduğu bilinmektedir. Ancak Celal Talabani’nin eşi olan Hero Talabani’nin şimdilik maddi gücünü de kullanarak KYB’yi ayakta tuttuğunu söylemek mümkündür. Celal Talabani’nin cumhurbaşkanı olduktan sonra sağlık sorunlarının da etkisiyle partisi ile yakından ilgilenemediği bilinmektedir. Buradan hareketle Celal Talabani sonrası KYB içerisinde ciddi bir değişim, dönüşüm, çekişme ve hatta çatışmanın yaşanması beklenebilir. Nihayetinde KYB’de ayrı bir parti kurmuş olsa bile Neşirvan Mustafa, Kosret Resul, Berham Salih ve Hero Talabani arasında bir eksenleşmenin bulunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Sonuç olarak Bölgesel Kürt Yönetimi içerisinde yaşanan iktidar değişikliğinin oldukça geniş çerçevede değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu değişikliğin Bölgesel Kürt Yönetimi’nin geleceği açısından önemli olduğu kadar, siyasal süreçte yer alan partilerin iç yapıların ve Bölgesel Kürt Yönetim içerisindeki konumlarını da belirleyecek düzeyde olduğu söylenebilir. Bu durumun Bölgesel Kürt Yönetimi’nin, Irak iç siyasetindeki durumunu da yakından etkilemesi muhtemeldir. Bilindiği gibi bölgesel yönetim ve Irak merkezi hükümeti arasında sorunlar vardır. Bölgesel Kürt Yönetimi’nin kendi iç yapısındaki sorunlar nedeniyle güç kaybetmesi, Irak merkezi hükümetinin de elini güçlendirecektir. Bu açıdan mevcut durum itibariyle ihtimali dahi düşünülmese bile, hem Bölgesel Kürt Yönetimindeki iç çekişmeler hem de Irak’ta merkeziyetçiliğini güçlenmesi neticesinde Bölgesel Kürt Yönetimi’nin dağılması sürecinin başlaması dahi mümkündür. Zira halen 1990’larda KDP ve KYB arasındaki ayrışma ve çatışma belleklerdeki tazeliğini korumakla birlikte, Irak’ın kuzeyindeki süreç şimdi etkili aktör sayısının fazla olduğu daha karmaşık bir yapıyı da barındırmaktadır. Bu durum yeniden Irak’ta Kürt iç mücadelesini başlatabilir. Nitekim 2011’in son ayında Duhok’ta yaşananların bir sinyal olmadığını düşünmek, durumu basite indirgemek olarak değerlendirilebilir.

ORSAM

PKK’ya Barzani çağrısı: Silahı bırak Kürt konferansına katıl


IRAK Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin 2009’dan bu yana yapmaya çalıştığı Kürt Ulusal Konferansı, bir kere daha ertelendi. Erteleme kararında PKK’nın şiddet yanlısı tutumu etkili oldu.

Barzani konferansta Kürtlerin silahlı eylemlerini sonlandırması ve siyasal mücadele yöntemlerini zorlaması gerektiği vurgularken, PKK buna karşı çıkıyor. Yine, Barzani ABD’nin ve Türkiye’nin gözlemci ülke sıfatıyla konferansta yer almasını isterken PKK, Türkiye’nin sorunun tarafı olduğu için konferansa katılmasını istemiyor. BDP, PKK’nın hazırlık komitesinde yer alması için bastırıyor. Ancak, Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olan Barzani buna sıcak bakmıyor. BDP ise kendilerinin komitede yer almaması durumun da Demokratik Toplum Kongresi’nın hazırlık komitesinde yer almasını istiyor. Hazırlık komitesinde yer almak isteyen BDP’li bir heyet, geçtiğimiz günlerde Erbil’e gitti. Fakat Barzani ile görüşemeden döndü.

HAMZA ERDOĞAN

STAR

Batı, mücahitlerle yeniden işbirliği yapmak çabasında


Bugün Suriye’deki Beşşar Esad rejimine saldırıyı yürütenler arasında Batı ülkeleri ile ABD’nin bölgedeki müteffikleri dışında başkaları da var. Onlara, Irak başta olmak üzere, değişik ülkelerden dinci aşırıcılar da katılmış oldu. Bunu Irak Dışişleri bakan yardımcısı Adnan al-Assadi bildirdi. İlgiyi çeken olay şu ki, Perşembe günü ABD Kongresindeki dinleme sırasında Amerikan istihbarat müdürü Ceyms Klepper de aynı şeyden bahsetmişti. Müdür, her şeye göre Irak’tan gelen, “el-Kaide” savaşçıları izlerinin daha açık şekilde göründüğüne işaret etti.

Gözlemcilerin kaydettiğine göre, Ceyms Klepper için bu, yeni bir şey olabilir tabii, fakat geriye kalanların, sözde “Arap gönüllüleri” hakkında çoktandır haberleri var. Bu gönüllüler arasında “al-Kaide”den başka, değişik türden mücahitler öncü rol oynıyor. Bugüne dek, sözü geçen olay, Batıyı tatmin etmişti. Filyatta Libya’da, şimdi ise Suriye’de de Batı, geçenlere kadar başlıca düşmanları saydığı kişilerle işbirliği yapıyor. Aceba, Batı politikasındaki bu değişiklik neyle izah ediliyor? Politolog Andrey Grozin bununla ilgili düşüncelerini şöyle anlattı.

Her halde, ABD ve başka Batı ülkeleri, İslamist sünni aşırıcılarla işbirliği yapmalarından zarardan çok, fayda olacağını sanıyor. Batı, Beşşar Esad’ı devirip onun yerine uslu bir lideri iktidara getirmek, ya da hiç olmazsa, Suriye’de kaos yaratmak, yurttaşları çatıştırmak, ülkenin bölgede önemli siyasi faktör oluşturmasına son vermek isterdi. Bu yüzden şu anda söz konusu, aşırıcılar da içinde, hangi olursa olsun  Suriye silahlı muhalefetine Batı tarafından destek gösterilmesidir. Ama bu taktiktir, oysa bölgede Batının yeni stratejik hattı gözükmeye başladı. Kaddafi’nin devrilmesinden sonra, Libya’da iktidara dini radikaller geldi. Böyle bir perspektif Mısır karşısında da duruyor, fakat orada her şey barışçı yolla çözülecektir. Batı ve mütteffikleri, Suriye konulu planlarını gerçekleştirmeye muvaffak olurlarsa, gerek insan kaynakları, gerek para, gerekse petrolün var olduğu yeni güçlü bölgesel blok meydana getirilmiş olacaktır. Yerel liderler, ABD başta olmak üzere, her şeyi Batıya borçludur.

Yorumcumuz Yevgeniy Yermolayev, konuyla ilgili olarak şunları anlattı.

Batı, İslamist radikalcılarla işbirliği yapmak çabasında ilk kez bulunmuyor. Daha 2009 yılında ABD dışişleri bakanı Hilari Klinton şunu kabul etmek zorunda kalmıştı: 1980’lı yıllarda Afganistan’da Sovyetler Birliği ile olan karşı duruşmada mücahitleri silahlandırma idesi çok iyi sayılmıştı. Sonraki olaylar herkesçe malümdur. Bin Ladin’in teşkilatı, kendisini o kadar güçlü hissetti ki, dünkü sahiplerine meydan okumaya bile yeltenmişti. Söylentilere göre, Bin Ladin öldürülmüştür, fakat el-Kaide Mağrip’te, Arabistan yarımadasının güneyinde, Irak’ta hareket etmeye devam ediyor. Şimdi Amerikalılar geçen yüzyılın 80’li yıllarında elde edilen  deneylerini, mücahitlerle işbirliği yaparak tekrarlama çabasında bulunuyor. Tarih, işbirliklerinde uzaklara gidemiyeceklerini gösteriyor, araları çabuk açılacakmış. Önemli olan bu değil, aksilik şu ki, o zamana doğru bölge yıkıntılara dönüşecektir. İnanmayan varsa, Afganistan’ı bir ziyaret etsin.

RUSYA'NIN SESİ

Real Madrid Irak'ta futbol akademileri açıyor


La Liga'nın lideri Real Madrid Irak Spor Bakanlığı'yla yaz aylarında Irak'ta futbol akademisi açmak için anlaşmaya vardı.

Sadece İspanya'da değil, dünya genelinde de yapılanmasına devam eden dünya devi Real Madrid'in yeni hedefi Irak.

Real Madrid yetkilileri Irak Spor Bakanlığı'yla yaptıkları anlaşma sonrasında yaz aylarında bölgede futbol akademileri açmak için gerekli işlemleri de yapmış oldular.

Erbil, Dohuk ve Süleymaniye bölgelerinde Haziran ayında futbol akademileri açacaklarını söyleyen kulüp temsilcisi Miguel Mutton, “En büyük amacımız kendine güvenen, yetenekli oyuncular yetiştirmek. Bu akademilerin ilk önceliği bu olacak. Bu işe çok büyük bir önem veriyoruz.” açıklamasını yaptı.

EURO SPORT

Kuzey Irak'ta Arap Baharı korkusu


Arap Baharı ardından Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde bölgesel yönetim aleyhine gösteri düzenleneceği haberleri gerginliği artırıyor.

Felluce'de Suriye protestosu


Irak'ın Felluce kentinde binlerce kişi, halkına karşı güç kullanan Suriye yönetimini protesto etti.

Bağdat'ın 70 kilometre batısında kalan ve nüfusu Sünni olan Felluce kentinin merkezindeki Meyselun Meydanı'nda ''Suriye Halkıyla Dayanışma'' adı altında düzenlenen gösteriye katılanlar, protesto etikleri Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ı, ''Sömürgeciliğin ajanı'' olarak nitelendirdi.

Beşşar Esad'ın derhal yönetimi terk etmesini isteyen göstericiler, Bahreyn'deki olaylarda halkın yanında yer alan, ancak Suriye'deki olaylar karşısında aynı hassasiyeti göstermeyen Irak Hükümetini de mezhepçilikle suçladı.

Gösteride, Suriye Ulusal Devrim Konseyi bayraklarının taşındığı da görüldü.

ZAMAN

Dr. Şemsettin Küzeci - Türkmeneli’ni Ağlatan Adam: “Sami Yusuf Tütüncü”


Şair, edebiyatçı ve işadamı Sami Yusuf Tütüncü, mütevazı Türkmen bir ailesinin çocuğu olarak 10 Ekim 1957 tarihinde Kerkük –Piryadi Mahallesi’ nde doğdu.
Kerkük’ün Debbağ Ailesine mensup olan Sami, baba mesleği tütüncülük olduğu için kendisi de şiir’de soyadını Tütüncü olarak kullandı.
Henüz 2 yaşındayken Kerkük Katliamı, yaşadığı topraklarda patlak verdi. Katliamın birinci gününde evinin 4 merdiveninden düşerek bir ayağı kırıldı. Katliam nedeniyle doktoralara zamanında ulaştırılmayan Tütüncü, sakat kalarak bir ayağı ömür boyu felç oldu. Dostlarının yardımı, arkadaşlarının desteği ve teşvikiyle ilkokula Musalla Mektebi’nde başladı. İlkokulu beşinci sınıfa kadar tamamladı. Ailesinin yaşadığı değişik sıkıntılar yüzünden eğitimini bırakıp iş hayatına atıldı.
Sami Tütüncü, Kerkük Şehitleri Köprüsü’nün başında bulunan babasının dükkânında işe başlar. Babası bir araba kazası sonucu vefat edince, dükkânın işi kendisine kalır. Arkalarında gözü yaşlı asil bir anne, kardeşleri İbrahim ve Cezmi birlikte gece gündüz çalışarak, güler yüzlü, tatlı sözü, üstün zekâsı ve alçak gönüllülüğüyle müşterilerinin sevgisini kazanarak hem ailesinin geçimini sağladı hem de Kerkük’ün önde gelen Türkmen işadamlarından biri oldu. Tütüncü evli olup; Yusuf, Ülkem, Özlem ve Yurdal adında 4 çocuk babasıydı.
Gençliğinden beri milli duygular içerisinde hareket eden Tütüncü, Şehit Rüştü Muhtaroğlu, MehmetKorkmaz, Halit Şengül, Muazzam Kasapoğlu, ErşatSalihi, Sadun Köprülü, Kasım Kazancı, Necmettin Kasap ve diğer mücadeleci arkadaşları ile birlikte Kerkük Kurtuluş Ordusu teşkilatında yer almıştır. Teşkilatların lojistik sorumlusu olarak bilinmekteydi. 1980 yılında Türkmen Kurtuluş Ordusu üyesi suçlamasıyla dikta rejim tarafından tutuklandı. Dava arkadaşları gönül rahatlığıyla kimi idam sehpasını kimi de 10 yıldan 20 yıla kadar hapse mahkûm edilerek Tütüncü’nün dışarıda kalmasını uygun gördüler ve onu dile vermeyerek, serbest bırakılmasını sağladılar.
Sami Tütüncü edebiyata çocukluğundan beri başladı. Önce hoyrat daha sonra şiir ve zaman zaman da düz yazı denemeleriyle edebiyat dünyasına merhaba dedi. Türk edebiyatçılarından: Faruk Nafiz Çamlıbel, Namık Kemal, Kerküklü Mehmet İzzet Hattat, AbdüllatifBenderoğlu ve Salah Nevres gibi şairlerin şiirlerinden ilham alarak şiir dünyasına farklı bir duyguyla atıldı. Tütüncü, şiirlerini vatan, doğa ve Allah sevgisiyle “İnsanların gözyaşları, gariplerin yurtlarına özlemleri, yoksulların sofrası ve sevdikleri için” yurt gazetesi, kardaşlık ve birlik sesi dergilerinde yazardı.
Sami Tütüncü,  1987’deIrak Edebiyatçılar ve Yazarlar Birliği’ne, 1994 yılında Arap Edebiyatçılar Birliği’ne kabul edildi. 1997 yılında “İki Gönül” adında ilk şiir kitabını Şemsettin Küzeci ile ortaklaşa İstanbul’da yayınladı. 2000 yılında “Gönlümüm Ezgileri” ikinci şiir kitabını kendi imkânları ile Kerkük’te ve son eseri “Mahpus Duygular” şiir kitabını 2011 yılında Ankara’da yayınladı. ‘Gönlümün Ezgileri’ şiir kitabı Enver HasanMusa tarafından Arapçaya;  Muhammet Sabır Mahmut tarafından da Kürtçeye çevrildi. Irak, Türk dünyası şairleri arasında tanınan Sami Tütüncü, Türkiye ve Azerbaycan’da önemli antoloji ve ansiklopedilerde yer aldı. “Şiir,  normal bir ateş; şair de normal bir insan değil. Şiir bir başka evrendir;  her insan bu evrende yaşayamaz.”  diyor, Şair Sami Tütüncü…
Sami Tütüncü, 2003 yılında Kerkük’te kurulan Irak Türkmen Edebiyatçılar Birliği’ne üye oldu. Aynı yılda merkezi Azerbaycan’da bulunan Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği IrakTemsilcisi görevine seçildi. 2005 yılında Irak Türkleri Derneği Ankara Şubesi tarafından çıkarılan Kerkük Dergisi’ninKerkük Temsilciliği’ni yaptı.

SORGUN POSTASI

İSTON, 2011 ihracat miktarını % 100 artırdı


İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel altyapı ve üstyapı ürünleri alanında hizmet veren şirketi İSTON,  2011 yılında ihracat miktarını  % 100 artırdı. Ağırlıklı olarak Irak ve Azerbaycan’a gerçekleşen satışlar sonrasında, 1 milyon 800 bin Dolar’lık ihracat rakamına ulaşıldı.

Tasarımı kendine ait olan ürünleri ile çok sayıda ülkeye satış gerçekleştiren İSTON’un, 2011 yılındaki en büyük pazarı Irak oldu. Bağdat kentinin iki farklı park projesi için kent mobilyası ve bordür satışı gerçekleştirildi. İSTON Tasarım Ekibi tarafından Bağdat’a özel olarak tasarlanan ‘Bağdat Sınır Elemanı’, kentin cadde ve sokaklarını donattı.

2011 ihracatında Irak ile birlikte Bulgaristan, Umman, Sudan ve Azerbaycan’a da kent mobilyası ve parketaşı satışı yapıldı.

İSTON’un büyüyen ihracat hedefine ilişkin olarak Genel Müdür Ahmet Ağırman, “Türkiye’nin dünyada yükselen vizyonu ile doğru orantılı olarak ihracat bizler için büyük önem taşıyor. Bununla birlikte ülkemize dış girdi sağlamaktan da mutluluk duyuyoruz. Bizim gibi yükte ağır pahada hafif beton ürünler üreten bir şirketin ihracat yapıyor olması ciddi bir pazarlama çalışması gerektiriyor. Bu sebeple, bazı durumlarda nakliye bedeli, ürün bedelinden fazla olmasına rağmen İSTON ürünleri tercih edilmektedir. Tasarım ve kalitedeki üstünlüğümüz ile dünyanın çeşitli kentlerinden gelen yetkililerin ilgisini çekiyoruz. İhracat, İSTON’un faaliyet alanlarında her zaman ayrıcalıklı bir yer tutacaktır. Bu sebeple 2012’de 3 milyon Dolar olan ihracat hedefimizi önümüzdeki yıllarda daha da yukarı çekmeyi planlıyoruz” dedi.

Kentsel alt yapı ve üstyapı alanında hizmet veren İSTON, Ar-Ge projeleri ile de uluslararası alanda çalışmalar yürütüyor.

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

Bbp Lideri Destici, Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nu Ziyaret Etti


BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Barzani'nin çağrısıyla Erbil'de toplanan Suriye Kürtlerinin, Barzani'den maddi ve manevi desteğini aldıklarını belirterek, "Suriyeli Kürtler batı ve Arap medyasında bu sayede tanınma ve seslerini dünyaya duyurma imkanı elde ettiler. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin bir kısmının Türkiye'den göçenler olduğunu biliyoruz. Hatta büyük bir kısmının Türkiye'de akrabaları olduğunu da biliyoruz. Bu Kürt kardeşlerimizin, Barzani'nin ve PKK'nın insafına bırakılmamasını istiyorum" dedi.

BBP Genel Başkanı Destici, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüştü. Destici, Suriye'de yaşanmakta olan gelişmelerle ilgili olarak Davutoğlu ile bilgi alışverişinde bulundu. Davutoğlu'na, Suriye'de Devlet Başkanı Beşşar Esad'a karşı bir yıla yakın zamandır devam eden isyan dalgasında, özellikle yüzlerce Türkmen'in öldüğünü, binlercesinin tutuklandığını hatırlatan Destici, konuşmasında, geçtiğimiz ay içerisinde Barzani'nin çağrısıyla Erbil'de toplanan Suriye Kürtlerinin, Barzani'den maddi ve manevi

desteğini aldıklarını söyledi. Destici, "Suriyeli Kürtler batı ve Arap medyasında bu sayede tanınma ve seslerini dünyaya duyurma imkanı elde ettiler. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin bir kısmının Türkiye'den göçenler olduğunu biliyoruz. Hatta büyük bir kısmının Türkiye'de akrabaları olduğunu da biliyoruz. Bu Kürt kardeşlerimizin, Barzani'nin ve PKK'nın insafına bırakılmamasını istiyorum" diye konuştu.

"SURİYE İLE İLGİLİ TÜRKİYE'NİN POLİTİKASI NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KONMALI"

Davutoğlu'na, Suriye muhalefetinin dışladığı ve öteki gördüğü Suriyeli Türkmenlerin, sınıra yakın Lazkiye ve Halep ile iç bölgelerdeki Şam, Hama ve Humus'ta yaşadıklarını ve büyük sıkıntılar içerisinde olduğunu anlatan Destici, muhalif gösterilerin devam ettiği ve katliamların en çok yaşandığı bölge olan Humus'ta Bab-ı Amr adlı mahallede, yaşanan iç çatışmalarda yüzlerce Türkmen'in öldüğünü söyledi. Davutoğlu'ndan Suriye'deki son durumlar hakkında bilgi alan Destici, "Şimdiye kadar, Suriye'nin birlik ve

beraberliğini düşünerek etnik kimliği ikinci planda tutan ve sayısı 4 milyona ulaşan Türkmenlerin, dışlanılmak suretiyle görmemezlikten gelindi" şeklinde konuştu.

Suriye ile ilgili Türkiye'nin politikasının net bir şekilde ortaya konulmasını ve kamuoyuyla paylaşılmasının 'muhakkak' sağlanması gerektiğini kaydeden Destici, "Bu konuda İran ve Rusya faktörü de görmemezlikten gelinmemeli" diye konuştu.

Destici, Davutoğlu'na, Suriye konusunda, İslam dünyasını ve Müslümanları rahatsız edecek ve Türkiye'yi bölgede zor durumda bırakacak adımlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

"ÇİN DEVLET BAŞKAN YARDIMCISI BOYKOT EDİLSİN"

Resmi bir ziyaret için yarın Türkiye'ye gelecek olan Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkan Yardımcısı Şi Cinping'e, Tacikistan Hükümeti tarafından Çin'e teslim edilen Türkiye vatandaşı üç Uygur Türkünün akıbetinin de sorulmasını istediğini belirten Destici, Doğu Türkistan'da sistematik kıyım ve tecritlerin devam ettiğini, Çin'in, ülke dışındaki Uygur Türklerini hukuksuz bir şekilde tutukladığını ifade etti. "Doğu Türkistan kökenli üç Türk vatandaşı, ticaret yapmak üzere gittikleri Tacikistan'da gözaltına

alınıp Pekin'in baskıları sonucu Çin'e iade edildi. Üç Türk vatandaşının akıbeti hakkında bilgi edinilemiyor" diyen Destici, yarın Türkiye'de olması beklenen Çin Devlet Başkan Yardımcısının boykot edilmesini istedi. Türk-İslam coğrafyasında bulunan toplulukların bazı taleplerini Davutoğlu'na ileten Destici, Türk dünyasına biraz daha duyarlı davranılması gerektiğini dile getirdi.

Destici, Bakan Davutoğlu'na, Sivas Belediye Başkanlığı'nın yayımları arasında yer alan "İrade-yi Milliye" adlı kitabı ile BBP Yüksek İstişare Kurulu üyesi Hakkı Öznur'un yeni yayımlanan kitabı "1993 Örtülü Darbe" adlı eserini verdi.
Kaynak:  İHA

HABER FX

Türkiye’nin Önde Gelen Uzmanları ANALİST’in Şubat 2012 Sayısında Irak Savaşı’nın Bilançosunu Değerlendiriyor


Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK)’nun aylık strateji dergisi ANALİST’in, Şubat 2012 sayısında Türkiye’den ve dünyadan uzmanlar Irak’ın geleceğiyle ilgili öngörüde bulunuyor. Bu ay dergini kapak konusu kapsamında, USAK Amerika Araştırmaları Merkezi Uzmanı Mehmet Yeğin ve USAK Sosyal Araştırmalar Masası Uzmanı Dilek Karal“Irak İşgali Sona Erdi Kaybeden Belli, Peki Kazanan Kim?” sorusunu detaylı analizleriyle cevaplıyor.Derginin “Uzman Görüşleri” isimli başlık altında ise, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tür, Russia in Global Affairs Dergisi Genel Yayın Yönetmeni FyodorLukyanov, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Veysel Ayhan ve Royal United Services InstituteforDefense& Security Studies (RUSI) Araştırma Direktörü Prof. Dr. MalcolmChalmers, “Irak’ın geleceği ne olacak?” sorusunu cevap arıyor.

Doç. Dr. Özlem Tür, ABD’nin 11 Eylül sonrasında “haydut devletler” olarak adlandırdığı devletlerin rejimlerini değiştirerek Ortadoğu’ya demokrasi getirme projesine Irak’tan başladığını fakat Saddam Hüseyin’in ve Baas Partisi’nin yönetimini sonlandırmakla beraber amaçlananın tersine gelişmelere sebep olduğunu belirtiyor. Arap olmayan bölge ülkelerinin rolünü arttırmasına ve devlet-dışı aktörlerin (Hamas, Hizbullah) güçlenmesine sebep olduğunu bununla beraber Irak’ın toprak bütünlüğünü korumasınıngüçleştiği tespitinde bulunuyor.

FyodorLuyanov ise İran’ın dengeleyicisi ve bir numaralı düşmanı Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasının İran’ın bölgedeki konumunu arttırdığını belirtiyor.Ayrıca Amerika’nın 8 yılı aşan işgalinin ve ulus inşasının Irak’ı bölgenin bir numaralı Amerika karşıtı ülkesi de olan İran’ın kontrolünde bir devlete dönüştürdüğünü vurguluyor.

Doç. Dr. Veysel Ayhan, “Irak, ABD açısından ikinci Vietnam oldu” diyor. Hem bölgesel hem de küresel düzeyde en önemli aktör konumunda olan ABD’nin, işgalin ardından etki ve kapasitesi sınırlanmış bir ülke olarak algılanmaya başladığını vurgulayan Doç. Dr. Ayhan, Amerikan kökenli petrol şirketlerinin Irak yönetimiyle herhangi bir imtiyaz anlaşması imzalayamamasından ve ABD’nin baskısına rağmen Irak yönetiminin bir petrol yasası çıkarmamasından ABD’nin Irakta hedeflediği ekonomi politik hedefleri gerçekleştiremediği tespitinde bulunuyor.

Prof. Dr. Malcolm Chalmers, Irakoperasyonunun ABD’nin uzunca bir süreden önce giriştiği son askeri operasyon olduğunu belirtiyor. Bunun arkasında iki önemli itici güç olduğunu belirten Prof. Chalmers, ilk olarak yaşanan devasa ekonomik krizle paralel olarak Amerika’nın finansal kaynaklarının tükendiğini, ikinci olarak ise bu operasyonun başta düşünüldüğünden çok daha zor olduğunun tecrübe edildiğini vurguluyor.

USAK GÜNDEM

Gözden Irak, ihracata yakın!

Türkiye, en büyük satışı komşuya yaptı!

Geçen yıl enerji ithalatına 54 milyar 113 milyon dolar harcayan Türkiye, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyelerine yaptığı ihracatını yaklaşık 22 milyar dolara çıkardı.

Irak soruşturma heyeti kararını verdi


Irak'ın Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi hakkında soruşturma yürüten 9 kişilik heyet, Haşimi'nin suçlu olduğuna karar verdi.

Ülkede terör saldırıları gerçekleştirdiği iddiasıyla Irak'ın Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi hakkında soruşturma yürüten 9 kişilik heyet, Haşimi'nin suçlu olduğuna karar verdi. Tarık Haşimi'nin ve çalışanlarının, Şii hacıları ve güvenlik güçlerinin öldüğü saldırıların arkasında olduğu iddiasıyla soruşturma yürüten heyet, Haşimi'yi suçlu buldu. Irak Yüksek Yargı Konseyi sözcüsü Abdülsettar Bayrkdar ise heyetin kararı destekleyecek bir delil açıklamadı. Hükümetin Haşimi hakkında tutuklama kararı çıkarmasının ardından Yüksek Yargı Konseyi iddiaları soruşturması için 9 yargıç atamıştı.
   
Tarık Haşimi iddialar reddetmiş ve Şii Başbakan Nuri El Maliki'yi iktidarını sağlamlaştırmak için komplo düzenlemekle suçlamıştı. Haşimi, tutuklama kararının ardından Kuzey Irak'taki Kürt yönetimine sığınmıştı.

HABER AKTÜEL

Barzani, yerel hükümeti kuracak


Kürdistan Demokratik Partisi adayı Neçirvan Barzani, 2 yıllık yerel hükümeti kuracak

Kürdistan Bölgesel Yönetimi, bölgesel hükümeti oluşturması için Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) adayı Neçirvan Barzani'ye onay verdi.
Neçirvan Barzani, 2 yıllık yerel hükümeti kurmak için meclis üyelerinin 110'undan 77'sinin 'evet' oyunu aldı.
Bölgenin iki büyük partisi Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) ve Irak Kürdistan Yurtseverler Partisi (IKYB) arasında 2005 yılında varılan anlaşma gereğince, bölgesel hükümet ve meclisin 4 yıllık süresi, 2 yılda bir dönüşümlü olarak paylaşılıyor.
Ancak iki partinin anlaşmasından rahatsız olan muhalefet, meclis oturumuna katılmadılar ve oy kullanmadılar.
Neçirvan Barzani'nin önümüzdeki hafta yeni kabinesini açıklaması bekleniyor.

DÜNYA BÜLTENİ

Afyonkarahisar'ın İhracat Rakamları Açıklandı


Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Afyonkarahisar'ın ihracat rakamlarını açıkladı. 2011 yılının Aralık ayında Afyonkarahisar'ın ihracatının 26 milyon 58 bin 474 dolar olarak gerçekleştiği belirtildi. 2010 yılının Aralık ayına göre ihracatın yüzde 22,54 artış gösterdiği bildirildi. Afyonkarahisar'ın en fazla ihracat yaptığı ülkenin Irak olduğu belirtilirken, sözde ermeni soykırımı inkarını suç sayan kararı kabul eden Fransa, 20 milyon 255 bin 841dolar ile en fazla ihracat yapılan beşinci ülke olarak göze çarpıyor.

ATSO Dış Ticaret Sorumlusu Arzu Yılmaz, Afyonkarahisar'ın ihracat rakamlarını düzenlediği basın toplantısında açıkladı. ATSO Dış Ticaret Sorumlusu Yılmaz, 2010 Ocak- Aralık döneminde 214 milyon 570 bin 235 dolar olan ihracatın yüzde 34,31 artışla 2011 Ocak- Aralık döneminde 288 milyon 203 bin 967 dolar olduğunu belirtti. Yılmaz, Afyonkarahisar'ın 2011 Aralık ayı itibariyle Türkiye genelindeki iller arasında ihracatta 31. sırada yer aldığını, 2011 yılında ihracatını en fazla artıran iller arasında ise Afyonkarahisar'ın yüzde 34 artışla 19. sırada bulunduğunu açıkladı. 2011 yılı Ocak- Aralık dönemi sonunda toplam 113 ülkeye ihracat gerçekleştirildiğini aktaran Yılmaz, "2011 Aralık ayı ilimiz potansiyeline bakıldığında direkt ihracatın yanı sıra ihraç kayıtlı rakamlarımızın yaklaşık 76 milyon 350 bin 750 dolar olduğu tahmin edilmektedir. 2011 Ocak- Aralık dönemi direkt ve ihraç kayıtlı ihracatımız yaklaşık olarak toplam 364 milyon 554 bin 717 dolardır" dedi

Türkiye'nin işletilebilir mermer rezervinin yüzde 35-40'ına sahip olan Afyonkarahisar'da Türkiye mermer ihracatının yaklaşık yüzde 16'sının yapıldığını kaydeden Yılmaz, Afyonkarahisar'da mermercilik alanında 288 adet firmanın faaliyette olduğunu, mermer üretim kapasitesine bakıldığında; dekoratif doğal taş üretiminin yılda 1 milyon 22 bin 906 ton, blok üretimin ise yılda 684 bin 959 ton üretim yapıldığını ifade etti. Yılmaz, mermer sektöründe toplam 4 bin 808 kişinin çalıştığını kaydetti.

EN BÜYÜK ARTIŞ SU ÜRÜNLERİ VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ

Madencilik sektöründe ihraç kayıtlı satışların haricinde yüzde 10'luk bir artışın söz konusu olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

"İhracat kalemlerine baktığımızda toplam ihracat içerisinde mermer ve doğaltaş ürünlerinde ihraç kayıtlı satışlar dahil 206 milyon 663 bin 739 dolar ihracat gerçekleştirilmiştir. Su ürünleri ve hayvancılık mamullerinde 68 milyon 728 bin 707 dolar ihracat gerçekleştirilmiştir. İlimizde yumurta üretimi yapan 29 adet firma vardır. 2011 yılında yaklaşık 1 milyar 43 milyon 824 bin 280 adet yumurta üretimi yapılmıştır ve 684 milyon 904 bin 600 adet yumurta 54 milyon 172 bin 907 dolar tutarla ihraç edilmiştir. 2010 yılına oranla en büyük artışın gerçekleştiği sektör su ürünleri ve hayvancılık sektörüdür. Yine hayvancılık mamullerinden 8 bin 265 ton sucuk ve 12 bin 75 ton karkas et üretilmiştir. Süt ve süt ürünleri ile birlikte hayvancılık mamulleri ihracatı 14 milyon 555 bin 800 dolardır. Ayrıca ilimiz açısından oldukça önemli bir diğer ürün olan haşhaş ve haşhaş ürünlerinin 2011 yılında 365 ton üretimi yapılmıştır ve 25 milyon 155 bin 369 dolar ihracat gerçekleştirilmiştir. Şekerleme ürünlerine baktığımızda; lokum: 7 bin 454 ton, reçel: 261 ton, tahin helva: 926 ton, diğer helva: 77 ton, Pişmaniye: bin 576 ton, kaymak şekeri: 237 ton üretilmiştir. İlimizde 2011 yılında 593 bin 14 metreküp blok tuğla üretimi gerçekleşmiştir. İlimizde son yıllarda gelişen seracılıkta ise 67 bin 490 TL ihraç kayıtlı satış yapılmıştır."

AFYON YUMURTA İHRACATTA İLK SIRADA

İhracat rakamlarına firma bazında bakıldığında ise, gıda sektöründe Afyon Yumurta'nın 46 milyon 172 bin 684 dolarla birinci sırada yer aldığını açıklayan Yılmaz, Afyon Yumurta İthalat İhracat ve Ticaret A.Ş'yi, 29 milyon 29 bin 129 dolar ile maden-sanayi sektöründe faaliyet gösteren Şuayp Demirel, 25 milyon 246 bin 240 dolar ile Zahide Tarım Ürünleri'nin takip ettiğini söyledi. Yılmaz, Afyonkarahisar'ın 2011 Ocak-Aralık döneminde sektörel olarak 146 milyon 663 bin 739 dolar ile maden ve metal sektöründe ihracat gerçekleştirdiğini, bunları ise; 68 milyon 728 bin 707 dolar ile su ürünleri ve hayvancılık mamulleri, 31 milyon 398 bin 717 dolar ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar mamulleri, 12 milyon 497 bin 25 dolar ile kimyevi maddeler ve mamulleri, 10 milyon 704 bin 249 dolar ile demir ve demir dışı metallerin takip ettiğini belirtti.

FRANSA EN FAZLA İHRACAT YAPILAN ÜLKELER ARASINDA

Yılmaz, Afyonkarahisar'da en fazla ihracatın yapıldığı 5 ülkenin ise Irak, ABD, Çin, Hindistan ve Fransa olduğunu belirtti. Yılmaz, 2010 yılında 33 milyon 602 bin 653 dolar ihracat yapılan Irak'a 2011 yılında 68 milyon 964 bin 732 dolar ihracatın yapıldığını kaydetti.

Afyonkarahisar'ın ithalat yaptığı sektörlerin başında sığır etinin geldiğini açıklayan Yılmaz, sığır etini; petrol yağları ve bitümenli minerallerden elde edilen yağlar, Ayçiçek tohumu, canlı sığır, santetik kauçuk takip ettiğini bildirdi.
Kaynak:  İHA

HABER FX

Kuzey İrak’ta Hükümet Kurma Görevi Neçirvan Barzani’ye Verildi


Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetimi Parlamentosu, yeni Başbakan ve Başbakan Yardımcısını belirledi.

Parlamento, adaylar arasında bulunan eski Başbakan Neçirvan Barzani’yi yeniden hükümet kurmak için görevlendirdi.

Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) ve Irak Kürdistan Yurtseverler Partisi (IKYP) arasında yapılan anlaşma gereği başbakan parlamentoda belirlendi. Muhalefetin katılmadığı Erbil’de 110 sandalyeli Kürt parlamentosundaki oylamada KDP’nin adayı Barzani Başbakan, KYB’nin adayı İmad Ahmet de başbakan yardımcısı olarak kabineyi kurmakla yetkilendirildi. 77 oy alan Neçirvan Barzani’nin önümüzdeki hafta içerisinde kabinesini belirleyerek göreve başlaması bekleniyor.

IKDP ve IKYB 2005 yılında Meclis`in göre süresi olan 4 yıllık süre içerisinde Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı`nı ikişer yıl değişimli olarak paylaşma konusunda anlaşmışlardı. Hükümetin Başkanlığını IKDP`den Barzani yerine getirirken, Meclis Başkanlığını da IKYB`den Arsalan Bayız sürdürecek.
Kaynak : Cihan

A'DAN Z'YE HABER

Iraklı Yetkili: Soruşturma Neticesinde Saldırıların Arkasında Tarık Haşimi Var


Iraklı bir yetkili, hakkında terör saldırılarını desteklemekten dolayı soruşturma yürütülen Irak Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi'nin, saldırıların arkasında olduğuna karar verildiğini söyledi.
 CİHAN

HABERİM PORT

Iraklı Türkmenlerden Suriyeli Türkmenlere Destek

Irak’ın kuzeyinde bulunan Kerkük kentinde yaşayan Türkmenler, Beşaşr Esed rejiminin baskısı ve saldırılarına maruz kalan Suriyeli Türkmenlere destek vermek için Kerkük'te düzenlenen bir seminerde bir araya geldi. Seminerde saldırıların durdurulması talebinde bulunan Iraklı Türkmenler, Suriye’deki Türkmenler de parti kurmaları tavsiyesinde bulundu. Seminerde ayrıca dünya ve Türk basını da Suriyeli Türkmenleri ihmal ettikleri gerekçesiyle eleştirildi.

Irak'ta soruşturma heyeti, Tarık Haşimi'yi suçlu buldu


Ülkede terör saldırıları gerçekleştirdiği iddiasıyla Irak'ın Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi hakkında soruşturma yürüten 9 kişilik heyet, Haşimi'nin suçlu olduğuna karar verdi.
Tarık Haşimi'nin ve çalışanlarının, Şii hacıları ve güvenlik güçlerinin öldüğü saldırıların arkasında olduğu iddiasıyla soruşturma yürüten heyet, Haşimi'yi suçlu buldu. Irak Yüksek Yargı Konseyi sözcüsü Abdülsettar Bayrkdar ise heyetin kararı destekleyecek bir delil açıklamadı. Hükümetin Haşimi hakkında tutuklama kararı çıkarmasının ardından Yüksek Yargı Konseyi iddiaları soruşturması için 9 yargıç atamıştı.

Tarık Haşimi iddialar reddetmiş ve Şii Başbakan Nuri El Maliki'yi iktidarını sağlamlaştırmak için komplo düzenlemekle suçlamıştı. Haşimi, tutuklama kararının ardından Kuzey Irak'taki Kürt yönetimine sığınmıştı.

(CİHAN)

ZAMAN

16 Şubat 2012 Perşembe

Şanlıurfa Sabiha Gökçen seferi başlıyor


Şanlıurfalıların muzdarip olduğu uçakla İstanbul’a yolculuk derdi Pegasus'la sona eriyor...

Sadece TYH’nin Atatürk Havaalanı’na seferinin bulunduğu Şanlıurfa’da, Pegasus tarafından haftada 5 gün uçuşlar düzenlenecek. Uçuşların beklenenin aksine Sabiha Gökçen Havaalanı’na olacağı bildirildi. Fiyatların 59.99 TL’den başlayacağı uçuşların 2 Nisan’dan itibaren başlayacağı bildirildi.

İLK UÇUŞ 2 NİSAN’DA

Fiyatların 59.99 TL’den başlayacağı uçuşlar 2 Nisan’dan itibaren uygulamaya girecek.

ERBİL İÇİN ÇALIŞILIYOR

Şanlıurfa’dan Erbil’e uçuş için ise şirketler tarafından çalışma başlatıldı.

HAFTADA 5 GÜN SABİHA GÖKÇEN’E
Pegasus’un toplamda 51. destinasyonu olan ve 2 Nisan 2012’de başlayacak Şanlıurfa uçuşları, Pazartesi, Perşembe ve Cumartesi günleri saat 05.35’de ve Salı günleri 20.10’da İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan gerçekleşecek. Şanlıurfa’dan İstanbul’a uçmak isteyen misafirler için ise Pazartesi, Perşembe ve Cumartesi günleri saat 07.30’da ve Salı günleri 22.05’de seferler düzenlenecek.

BİLETLER VERGİLER DAHİL: 59.99 TL

Pegasus Hava Yolları’nın Nisan ayından itibaren başlayacak Şanlıurfa seferlerinin biletleri 16 Şubat’da, vergiler dahil 59,99 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

AKTARMALI DA UÇULABİLİNECEK

Pegasus misafirleri, İstanbul aktarmalı olarak Şanlıurfa’dan Amsterdam, Basel, Brüksel, Bükreş, Düsseldorf, Kopenhag, Lefkoşa, Londra, Milano, Münih, Paris, Priştine, Roma, St. Etienne, Stokholm, Stuttgart, Üsküp, Viyana ve Zürih’e uçabilecekler.
Pegasus Hava Yolları Türkiye'nin en köklü özel havayolu şirketi olarak 1990 yılında havacılık sektörüne giriş yapan PEGASUS, günümüzde Sabancı ailesi fertleri tarafından kurulan ve havacılığın yanı sıra, sağlık ve gıda sektörlerinde de faaliyet gösteren ESAS Holding şirketlerinden biri. Ali Sabancı’nın yönetim kurulu başkanlığını, Sertaç Haybat’ın da genel müdürlüğünü yürüttüğü Pegasus Hava Yolları, iç hat tarifeli uçuşlarına 1 Kasım 2005 tarihinde başladı. Havayolunda hayata geçirdiği "low cost modeli" uygulamalarla Türkiye'de bir ilke imza atan PEGASUS, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nı ana üs olarak seçti ve Türk halkını ekonomik fiyatlar ve uçmanın kolay yolu ile tanıştırdı. Yurt dışında 31, yurt içinde 20 noktaya uçuşları olan Pegasus Hava Yolları, toplamda 23 ülkede toplam 51 noktaya uçuyor. Uçuş güvenliği ve teknoloji konularında gerçekleştirdiği “High Cost” yatırımlarla misafirlerine ekonomik, güvenli ve tam zamanında seyahat imkanı sunan PEGASUS, 23.5 milyon USD değerindeki son 2 teknolojik yatırımı ile dünya havacılık tarihinde de bir ilke imza attı.

Türkiye’nin en yeni simülatörüne sahip uçuş eğitim merkezini kuran PEGASUS, satın aldığı simülatör ile dünyadaki 582 havayolu arasında simülatör sahibi olan yüzde 10 havayolu şirketi arasında yerini alırken, çift yönlü data aktarımını gerçekleştiren Wireless Groundlink End to End Network Solutions sistemini de filosuna entegre eden dünyadaki ilk havayolu şirketi oldu. Artan rekabet ortamında Türkiye'nin en yenilikçi ve en hızlı firmalarını bulma hedefiyle yolunda hızla ilerliyor.

Pegasus Hava Yolları'nın da sahibi olan ESAS Holding, Nisan 2009'da Almanya'nın ikinci, Avrupa'nın beşinci büyük havayolu şirketi olan Air Berlin'in yüzde 16.48 hissesini satın alarak en büyük 2. hissedarı oldu.

ŞANLIURFA.com

GAP Havaalanından Uçuşlara Yeni Düzenleme


Şanlıurfa GAP Havaalanında İstanbul'a uçuşlar artık sadece Türk Havayolları ile yapılmayacak. Yapılan görüşmeler sonucu Pagasus tarafından Şanlıurfa'dan İstanbul'a haftada 5 gün uçuşlar düzenlenecek. Erbil'e uçuşlar için de çalışmalar devam ediyor.

Şanlıurfalıların muzdarip olduğu uçakla İstanbul'a yolculuk derdi sona eriyor. Sadece THY'nın Atatürk Havaalanı'na seferinin bulunduğu Şanlıurfa'da, Pegasus tarafından haftada 5 gün uçuşlar düzenlenecek. Uçuşların beklenenin aksine Sabiha Gökçen Havaalanı'na olacağı bildirildi. Fiyatların 59.99 TL'den başlayacağı uçuşların 2 Nisan'dan itibaren başlayacağı bildirildi.

İlk Uçuş 2 Nisan'da
Akyürek, fiyatların 59.99 TL'den başlayacağı uçuşların 2 Nisan'dan itibaren başlayacağı ifade ederken, "Hemşerilerimizin dışında çevre illerimizden gelen birçok kişi Şanlıurfa'dan İstanbul'a gidiyor. Ama sadece bir tek sefer var; o da Atatürk Havaalanı'na. Oysaki Anadolu Yakası'na giden birçok insanımız var. Bu vesile ile görüştüğümüz şirketlerden Pegasusu Hava Yolları ile olumlu sonuçlar elde ettik. Sağ olsunlar güzel bir çalışma yaptılar. Haftada geliş gidiş olarak 5 sefer yaptılar ve Anadolu Yakası'na. Kendilerine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Artık İstanbul'a gitmek ilçeye gider gibi kısa süreli olacak. Tüm hemşerilerime hayırlı olsun dileklerimle selamlarımı iletiyorum" dedi.

Şanlıurfa- Erbil Uçuşları İçin Çalışılıyor
Akyürek, Şanlıurfa'dan Erbil'e uçuş için ise, çalışmalarının devam ettiğini ve bunun da kısa sürede sonuçlanarak yurt dışı olarak ilk uçuşun Irak'a yapılmasını amaçladıkların sözlerine ekledi.

Haftada 5 gün Gap Havaalanından Sabiha Gökçen'e Uçuşları olacak
Pegasus'un toplamda 51. destinasyonu olan ve 2 Nisan 2012'de başlayacak Şanlıurfa uçuşları, Pazartesi, Perşembe ve Cumartesi günleri saat 05.35'de ve Salı günleri 20.10'da İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan gerçekleşecek. Şanlıurfa'dan İstanbul'a uçmak isteyen misafirler için ise Pazartesi, Perşembe ve Cumartesi günleri saat 07.30'da ve Salı günleri 22.05'de seferler düzenlenecek.

Aktarmalı Uçuşlar Olacak
İstanbul aktarmalı olarak Şanlıurfa'dan Amsterdam, Basel, Brüksel, Bükreş, Düsseldorf, Kopenhag, Lefkoşa, Londra, Milano, Münih, Paris, Priştine, Roma, St. Etienne, Stokholm, Stuttgart, Üsküp, Viyana ve Zürih'e uçabilecekler. (Mehmet Demir-İLKHA)

MEDYA 73

Kerkük’e kentsel dönüşüm dersi


BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’nin resmi konuğu olarak Başkent’e gelen Irak’ın Kerkük Belediye Başkanı Abdulkarem Hasan Rafiq ve beraberindeki heyet, Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül’ü makamında ziyaret etti.

Kerkük’ün ihtiyacı olan projeleri sıralayarak altyapı sıkıntısı yaşadıklarını ifade eden heyet, rekreasyon alanları, sosyal projeler, alt yapı ve Mamak’ta yürütülen “kentsel dönüşüm” alanlarıyla ilgili Akgül’den bilgi aldı.

HÜRRİYET

Kuzey Irak'ta hükümet kurma görevi Barzani'ye verildi


Irak'ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetimi Parlamentosu, yeni Başbakan ve Başbakan Yardımcısını belirledi. Parlamento, adaylar arasında bulunan eski Başbakan Neçirvan Barzani'yi yeniden hükümet kurmak için görevlendirdi.
Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) ve Irak Kürdistan Yurtseverler Partisi (IKYP) arasında yapılan anlaşma gereği başbakan parlamentoda belirlendi. Muhalefetin katılmadığı Erbil'de 110 sandalyeli Kürt parlamentosundaki oylamada KDP'nin adayı Barzani Başbakan, KYB'nin adayı İmad Ahmet de başbakan yardımcısı olarak kabineyi kurmakla yetkilendirildi. 77 oy alan Neçirvan Barzani'nin önümüzdeki hafta içerisinde kabinesini belirleyerek göreve başlaması bekleniyor.

IKDP ve IKYB 2005 yılında Meclis'in göre süresi olan 4 yıllık süre içerisinde Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı'nı ikişer yıl değişimli olarak paylaşma konusunda anlaşmışlardı. Hükümetin Başkanlığını IKDP'den Barzani yerine getirirken, Meclis Başkanlığını da IKYB'den Arsalan Bayız sürdürecek.

(CİHAN)

ZAMAN

Akın Aydın - PKK’lıya can ciğer diyenler Kürdistan’a ne der


Mart geliyor. “Eee ne var bunda” demeyin. Malum 21 Mart Nevruz Bayramıdır. Ülkemizde Nevruz denince akla PKK militan ve yandaşlarının ülkemiz aleyhine gösteri ve söylemleri, yaktıkları ve tıktıkları ev, araba, dükkan vs. şeyler aklımıza geliyor. Ama Nevruz bunların hiçbiri değilmiş. Bu noktada millet ve devlet olarak bir ayıbımız daha ortaya çıkıyor; geçmişimizi, kültürümüzü bugünlere taşıyamadık, sahip çıkmadık, yaban ellere bıraktık. Onlarda aldı kullanıyorlar.
Nedir Nevruz? Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı ve Türk takviminde yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen Nevruz yaklaşık 5 bin yıldır kutlanıyor. Farsça ‘yeni gün’ anlamına gelen Nevruz, Noruz, Navrız, ‘Ergenekon, Bozkurt, Çağan, Mart Dokuzu, Sultan Nevruz, Mart Bozumu gibi adlarla da anılıyor.
Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Afganistan ve Tacikistan ise resmi tatil ilan ettikleri Nevruz’u, “milli bayram” olarak her yıl kutluyor. Yani bu bayram bizim bayramımız. PKK’nın, bölücünün değil…
Bu seneki Nevruz için çok değişik teoriler ortalıkta dolaşıyor. En önemlisi Kuzey Irak’a bir “Kürt” devleti kurulacağı, söylemleri. Gidişatta zaten o yönde.
Malum fiilen olmasa da Irak şuan üçe bölünmüş vaziyette. Irak’ın sözde hükümet başkanı da yakın zamanda Erdoğan ile polemiğe girdi. Haliyle gözden düştü! Erdoğan hemen PKK ile Türkiye adına arabuluculuk yapan (!) Dış işleri bakanının “ağabeyim” dediği Barzani’ye heyet gönderdi. Tabi onlarda iadeyi ziyarette bulundular.  
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik Kuzey Irak Yerel Yönetimi KDP Dış İlişkiler Sorumlusu Hemin Hawrami başkanlığındaki heyeti AK Parti Genel Merkezi’nde kabul etti.
Ömer Çelik; “PKK terör örgütünün, Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden saldırılarına karşı Kuzey Irak yönetiminin desteğini önemli buluyoruz” diyor bu görüşmeler ardından.
 Önemli bir ayrıntı; AK partinin malum bir taktiği var ya! Ben yapmadım, devlet yaptı veya devlet yapamadı, ben yaptım. İşte Ömer Çelik yarınları düşünerek bahsettiğim ayrıntıyı açıkladı;
Çelik, AK Parti ve KDP arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiğini belirterek, KDP kongresine AK Parti’yi temsilen gittiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da Irak ziyaretinde Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile önemli görüşmeler yaptığını anımsattı.
Bu arada Barzani bir “ulusal Kürt Konferansı” düzenleme peşinde. Haliyle BDP’de orda. Hatta BDP’li vekil (!) bu kongrenin hayati öneminden bahsediyor.  
Öte yandan Suriye Erdoğan’ın açık hedefi olduğunu geçen grup toplantısında bizzat kendisi açıkladı. Aynı tavrı Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’de yaptığı açıklamayla gösterdi. Barzani; “Suriye’deki Kürt partilere birleşme çağrısı yaptı. Suriyeli Kürtlerin temsilcilerini Erbil’deki konferansta ağırlayan Mesut Barzani, bir çatı altında toplanarak tek ses olmalarını istedi. Muhaliflere destek çıktı.
Türkiye’de neler oluyor? BDP askerin ve hükümet karşıtlarının bir türlü kullanamadığı özgürlük ve demokrasiyi kullanarak “biz ayrı bir milletiz, biz ayrı bir devletiz” diyor resmen. Ötesi var mı? Ha not koyalım buraya; bu söylemlerde bulunanlar kafatasçı olmuyor ama “Ben Türk’üm” dediğim zaman kafatasçı oluyorum. Senin kafandan zorun var hemşerim, bir doktora görün!
İktidarın duruşu zaten izah edilemez. Çünkü AKP vekillerinin hepsi ayrı bir (ne desek) fikir (!) sahibi diyelim.  
Hani biri çıkıp, Yunanlılarla savaşmadık, şehitlikler temsili, demişti. Öte yandan AKP’li belediye başkanı da Yunanlılar için temsili anıt yapmak istediğini açıklamıştı. Fransızlara celallenen Erdoğan, Dersim için bir yerlerden özür diledi. Sonra AKP kurucu vekillerinden biri Ermenilerden özür diledi. Hülasa Türk siyasi tarihinde görmediğimiz iktidarsızlıkları üç dönemlik AKP iktidarında gördük.
Ya, bu kadarda insafsız olma diyenlere son olacağını sanmıyorum ama son bir örnek vereyim;  
AKP Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten bakın ne inciler (!) saçıyor;
“Irak’ta bir Kürdistan’ın kurulması Türkiye için ne tehdit edici bir şeydir, ne de Türkiye bundan rahatsız olmalı. Tam aksine Türkiye bence bunu desteklemesi gerekiyor. Çünkü bu Türkiye’yi rahatsız edecek bir durum değil…”
“Benim arkadaşlarımın içinde şu an dağda olanlar var. Birlikte okuduğum, birlikte sokakta oynadığımız, ortaokul sıralarını paylaştığım arkadaşlarım şu an dağda. Akrabalarımdan dağda olanlar var. Dağda olan çocuklar bizim çocuklarımız. PKK’ya katılan çocuklar benim canım, ciğerim. Benim akrabam. Birilerinin dayısının oğlu, birilerinin amcasının oğlu. En önemlisi bu çocuklar bu toprakların çocukları” diyor.
İşte aradaki fark. Benim ülkemin, milletimin, devletimin bütünlüğüne kasteden kardeşim dahi olsa bırak canı, ciğeri haindir, kalleştir. O kadar…
Bu arada Tayyip Erdoğan’ın “dindar nesilcileri” 3 Haziran 2011’de Ordu’da Hande Yener’in katıldığı bir gençlik şöleni düzenlemiştiler. Valla ne yalan söyleyeyim, Hande Yener’i izlerken ve dinlerken pek dini duygular aklıma gelmiyor. Onun için Hande Hanım kusura bakmasın onu dinleyemiyorum…

YENİ MESAJ

Türkiye'de 1 milyon PKK'lı mı var?


Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin oğlu, Bölgesel Kürt Yönetimi Washington Temsilcisi Kubad Talabani, Türkiye - Irak ilişkilerini Habertürk gazetesine değerlendirdi. "Kandil'den 3 bin PKK'lı sökülse de sorun çözülmez" başlığıyla verilen haberde, Talabani'nin bir ifadesi dikkat çekti.

Talabani, "Diyelim ki yarın operasyon yapıldı ve Kandil'den 3 bin PKK'lı sökülüp atıldı. Sorun çözülmüş mü oluyor? Türkiye'deki 1 milyon PKK'lı ne olacak?" dedi. Talabani, "1 milyon PKK'lı" ifadedesini kullandığı açıklamasında, PKK konusunda Türkiye ile işbirliği yaptıklarının ancak askeri destek vermediklerinin altını çizdi.

PKK'nın Türkiye'ye ve Kuzay Irak'taki şehirlere girmemesi için ellerinden geleni yaptıklarını kaydeden Talabani, "Topraklarımızın komşu ülkelere saldırı amacıyla kullanılamayacağını harkese açık açık söyledik" dedi.

Çözümün askeri olmadığının altını çizen Talabani, "Kandil'de Saddam bile askeri operasyonlarda başarılı olamadı... Sorun silahları ve çatışmayı aşıyor. Kimlik, tarih, siyaset, kültür meselesi... Türkiye'nin iç meselesidir ve Ankara bizden çözüm için yardım isterse bunu yapmaktan mutluluk duyarız" ifadelerini kullandı.

HABER AKTÜEL

Real Madrid Kuzey Irak'ta

İspanya'nın futbol devi Real Madrid, Kuzey Irak'ta dört futbol okulu açma kararı aldı.

BM'den Eşref Kampı uyarısı


BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Irak'taki Eşref Kampında yaşayan İranlı rejim muhaliflerinin bir an evvel yeni mekanlarına yerleştirilmesi gerektiğini belirtti.

BM sözcü yardımcısı Eduardo del Buey, Ban'ın Iraklı yetkililer ve kamp sakinlerinden, yeniden yerleşme sürecini barışçı bir şekilde tamamlamasını istediğini söyledi.

Irak'ın idam edilen devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin döneminde açılan kampta rejim muhalifi İran Halkın Mücahitleri Örgütü üyesi binlerce kişi yaşıyor.

ABD'nin Irak'tan çekilmesi kapsamında kapanacak olan Eşref Kampının sakinleri, Amerikan ordusunun Bağdat'taki eski Özgürlük Kampına yerleştirilecek.

İHLAS SON DAKİKA

15 Şubat 2012 Çarşamba

Rauf Denktaş: Türkmenler Birlik ve Beraberlik Ruhu İçinde Hareket Etmelidir


Mayıs 2003’de Antalya Çekilen Resimde Soldan Sağa Mustafa Bacalan, Kürşat Çavuşoğlu, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Fuat Türkmen, Antalya Türk ocağı Şubesi Başkanı Abdullah Uysal, Adnan Yolcu, Yunus Bayatlı, Ümit Agah, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın danışmanı Mete Tümerkan, Yavuzcan Bayatlı, Sabahettin Özbek.

13 Ocak Cuma günü saat 22.00’de Kıbrıs Türkü ve bağımsızlık için bir ömür adayan efsane lider Rauf Denktaş’ın ölümü büyük üzüntü yarattı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş vefat haberiyle Türk dünyası yasa boğuldu, Rauf Denktaş için sadece Kıbrıs’takilerin değil tüm Türklerin kaybıdır. Türk Dünyasının yetiştirdiği en kıymetli liderlerden biri olan Denktaş, yiğit, yürekli, inandığı davaya sadakatle bağlı bir devlet ve siyaset adamıydı, ömrünün her aşamasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda eşit ve onurlu bir seviyeye gelmesi için örnek alınması gereken bir çaba gösterdi, Kıbrıslı Türklerin varoluş haklarının vazgeçilmez egemenlik hukukunun yılmaz ve tavizsiz bir savunucusu olmuştu. Rauf Denktaş’ın naaşı, 17 Ocak Salı günü Lefkoşa’daki Selimiye Camisi’nde kılındı cenaze namazının ardından, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Anıtı’nın da bulunduğu Lefkoşa’daki Cumhuriyet Parkı’na defnedildi. Tarih, O’nu kahramanlar listesinde yazacaktır.

Rauf Denktaş, Irak Türklerine sevgi duyan bir insandı. Irak Türkmenlerinin davasının da her zaman manevi destekçisi ve yardımcısı olan Denktaş, bütün Türk Dünyasının mücadelesine ilgi duyan bir vizyona sahipti. Irak Türklerinin çektikleri çile, haksızlık ve mücadelelerini değişik zamanlarda dile getirmiş bir liderdi.

11 Mayıs 2003 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başkanı Rauf Denktaş, Türk Ocağı Antalya Şubesi tarafından düzenlenen ''Kıbrıs Meselemiz'' konulu konferansa katılmak üzere Antalya’ya geldi. konferans Antalya'daki Sabancı Cam Piramit Kongre ve Fuar Merkezi'nde düzenlendi. Irak Türkmen Birliği ve Dayanışma Derneği adına Rauf Denktaş’tan randevu talebinde bulunduk, randevuyu Türkmenler için Türk Ocağı Antalya Şubesi Başkanı Abdullah Uysal aldı. Sayın Denktaş  yoğun programına rağmen bizleri kaldığı Sheraton Otel'de kabul etti. Kısa bir beklemeden sonra Rauf Denktaş geldi, her zamanki gülümsemesi ve cana yakın haliyle bizleri karşıladı. Üzerinde siyah takım elbise ve bordu kravatı vardı. Bir iki dakika süren resmiyet havası anında yok oldu. Biraz yorgun gözüküyordu. Gerek iç gerekse de dış siyaset sahnesinde sıkıntılı ve yoğun bir gündem içerisinde bizi kabul etmişti.

Söz alarak sohbete şöyle başlandı, Sayın Başkan’ım “ Irak işgal edildi, Türkmenlerin yoğun yaşadığı Kerkük ve Musul işgal altında ve Türkmenler bugün zor şartlar altında. Türkmenlere ne yapmalarını tavsiye edersiniz ?” Kendisi dedi ki;  “Türkmen meselesini Türkiye’nin meselesi yapmaya çalışın, Türkiye’nin devlet politikası haline gelmesini sağlayın. Gücünüzü birleştirirseniz, birlik ve beraberlik ruhu içinde hareket ederseniz, tabiatıyla daha güçlü bir duruma geleceksiniz. kimliğinizi koruyun. İnsan hakları kuruluşları ile iyi ilişkiler kurun ve bıkmadan usanmadan sorunlarınızı rapor halinde bu kuruluşlara bildirin. Türkmenler uğradıkları haksızlıkları dünyaya duyurmak ve gündemde tutmak için en etkili silah ise yürüyüş, direniş, boykot ve gösteri gibi eylemlerdir. Sizleri engelleyecekler, ama sizler yılmayacaksınız. Irak’ın yeniden yapılanmasında Türkmenlerin aktif rol üstlenmeleri önemlidir.” dedi. Bunlar Rauf Denktaş’la yaptığımız görüşmeden bazı notlar sizlerle paylaşmak istedik. Denktaş, çok meraklı bir fotoğrafçı özelliği ile de bilinmekte, bir an olsun fotoğraf makinesini yanından ayırmazdı. Önce Yanında taşıdığı fotoğraf makinesiyle hatıra fotoğrafı çekildi . Sonra sayın Denktaş’ı aramıza alarak toplu fotoğraf çekildi.

Kederli ailesinin, halkımızın, Türk dünyasının başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Mekan-ı cennet olsun. Dünya Rauf Denktaş’ı hep saygıyla anacaktır ve unutmayacaktır.

Irak Türkmen Birliği ve Dayanışma Derneği Başkanı
Kürşat Çavuşoğlu

Nefi DEMİRCİ - DÜŞMAN NEDİR VEYA DÜŞMAN KİMDİR?


KİME, KİMLERE DÜŞMAN DENİR?

         Düşündürücü ve ayni zamanda milletimizi, günlük yaşantımızdaki olayların hakikatlerini anlamak içinde, araştırılması gereken önemli bir konu, genelde sömürgeci devletler egemenlikleri altına aldıkları toprakların üzerinde yaşayanları nasıl hangi duygu ve amaçla ne için ülkeleri sömürdüklerini, tutum ve davranışlarını, oyunlar çevirerek, bahaneler uydurarak girdikleri ülkelerin halkını bugünlere nasıl getirildiğini, geldiğini, getirdiklerini anlamak, aydınlığa kavuşturmak bakımından, düşman kime denir ve düşman kimdir konusu, DAİMA KORKU İÇİNDE YAŞAYAN ORTADOĞU insanları için bilinmesi ve araştırılarak üzerinde durulması  gereken çok öneli bir konu.

         Düşman; çıkarı doğrultusunda karşısındakinin, iktisadi,  siyasi ve kültürel olarak kötülüğünü kötü durumlara düşeceğini bilerek  hazırlayan ve isteyenlere, halkına şirin görünerek nefret eden ve kendi menfaati için zarara uğratanlara, yaşamalarına ve topraklarında barınmalarına korku yaratarak engel olanlara denir veya  tanımlanır. Bu kişi,  veya devlet olabilir.

         İki devletin savaşması, savaşan iki veya birkaç devletin savaşı sonucunda mağlup olan taraf devletin halkına veya yönetimine hiçbir şiddetten, maddi ve manevi zarar ve tahripten çekinmeyenlere de düşman denilir veya demek gerekir.

         Bugün ABD’nin “DEMOKRASİ” adına Afganistan ve Irak’ta İnsan Hakları gölgesi ve kandırması altında öldürdükleri ölülere yaptıkları çirkin hakaretler, kinle beslenen düşmanlığın verdiği nefretin insanlığa ve işgal ettikleri ülkelerin halkının yaşamalarına engel olmak, kendi çıkarı ve egemenliği için milyonlarca canlının ölümü, sömürücü zihniyetinin ezelden beri gelen düşmanlığının canlı bir örneğidir.

Yeniden başlattıkları Haçlı seferleri geçmişten kalan ve bugüne kadar devam eden içsel bir güdünün kalıntısının açığa vurduğu düşmanlığın tekrarıdır.

Düşman veya düşmanlık;

1.    Siyasi düşmanlık
2.    İktisadi düşmanlık
3.    Kan davası, mal mülk, arazi, ağalık, şeyhlik çıkarlardan kaynaklanan sebeplerin düşmanlığa dönüşmesi.
4.    Bunlar içinde en önemli olanı, siyasi ve iktisadi çıkarlardan kaynaklanan ve kuvvete dayanan düşmanlık.

Türkmenlerin siyasi tarihi incelendiğinde ( Musul’un Siyasi Tarihi ve Sönmeyen Ateş, Dinmeyen Hasret KERKÜK kitaplarımızda bu konular belgelere dayanarak geniş anlatılmış) görülecektir ki, ister Araplar ister Kürtler, yapay olarak kurulan Irak’ta 1. Dünya savaşından sonra kalan, 1926 antlaşmasından sonra zorunlu olarak bırakılan Türk varlığına ( Türkmenlere) düşmanlıkları ta 1918 yılından bugüne kadar devam etmektedir, isteklerini elde edene kaderde devam edecektir.  AMAÇ O yerleri elde etmek, yönetmek, altında bulunan kaynakları kullanmak, üstünde yaşayanları fakirleştirip iktisadi ve siyasi olarak sömürerek kendilerine bağlamak.

         Bu düşmanlık, 1918- Mondros mütarekesinden itibaren, 1920 yıllarında yapay olarak Irak krallığı İngilizler tarafından kurulduktan sonra yapılan referandumda İngiliz yanlısı olan bölgede yaşayan halkının ( Türk olmayan Müslümanlar)  EVET kabul oylarına karşı, Irak’ta zamanın şartları gereği 0 topraklarda kalan veya bırakılan Türkler ( Türkmenler) HAYIR biz İngilizlerle 1916 yılından beri iş birliği yapan FAYSAL’I KRAL olarak kabul etmiyoruz, istemiyoruz sandık başına giderek HAYIR oyu verdiler, verdiklerinden sonra dün İngiliz’in bugün ABD’nin icazeti altında olanların,  devam eden baskıcı, korkutucu düşmanlıkları bilinçli olarak İngilizlerin ortaya koyduğu Irak politikalarının temeli oldu, olmuş, uygulanan bu düşmanlık siyasetin özünde iktisadi çıkarlarının gerçekleşmesinde, yer altı zengini topraklarda yaşayan Türklerin engel olduğunu  unutmamışlar.

         Şark meselesinde, Wilson prensiplerinde ve Sevr’de muratlarına varamadıkları sızıyı ve hayal kırıklığını, Türk Milleti karşısında aldıkları yenilgiyi BOP ile Müslümanlığı,  Bahar olarak İslami kullanarak DÜŞMANLIK yaratarak, kan dökerek, mezhep kavgası çıkartarak, Anavatanda Türkün yurdunu bölmeye çalışarak hayata geçirmeye çalışıyorlar, çalışmaktadır. Dün İngilizlerin çıkarttığı isyanlarla, bugün ABD, ülkeleri işgal ederek!

Kerkük,  Araplar için vaz geçilmez, Kürtler için hayal ettikler Büyük birleşik Kürdistan’ın temel dayanağı, Kerkük olmadan hayalleri gerçekleşmez, 0 zaman Türk varlığını ortadan kaldırmak, onları öldürmek, göçe zorlamak,  nefretlerini kan göz yaşı içinde korkutarak, korku salarak düşmanlıklarının kinini kusarak ve Anavatanımızın duymazlıktan görmemezlikten gelen siyasi bakışları altında bulunduğunu iddia ettikler Kerkük’ü yağma ettiklerini unutarak, her olayda olduğu gibi yaptıklarını inkar ederek Kerkük bizimdir, Kerkük olmadan B.Kürdistan olmaz, düşmanımız olan Türkler  (Türkmenler) Kürtlerin bu isteğine engel olmaktadırlar, düşmanımızı ortadan kaldırmak birinci görevimizdir açık olarak demektedirler.  

        Güce dayanan düşmanlığın ortaya koyduğu siyaset, daha önceleri İngilizler, bugün ABD’nin başını çektiği BOP’ sinin ortak çıkarlar amacında, BAHAR serinliği yaratarak kanla yıkadıkları ülkeleri parçalamak ve bu ülkelerin merkezinde, üstü örtülü olarak Türk Milleti, özel olarak’ ta Türkmenler ta Wilson ve Sevr’den başlayan bu projenin amacı olan yer altı kaynakları ve B. Kürdistan’ın kurulmasına engel teşkil edenlere,  edecek olanlara kinlerini nefret olarak bilinçli düşmanlığa çevirmişlerdir.

         Gözleri O topraklarda ve Türk kimliğinde olanların düşmanlığı BOP’ sini gerçekleştirmek isteyenler ve buna alet olup yardım edenler, ister Anavatanda ister Türkmenelinde, düşmanlığın temel amacını göremeyenler yarın Türk milleti ve toprağı için  şehit olanların karşısında biz düşmanlarımızı dost olarak gördük bizleri af edin mi diyecekler?

         Düşman nedir, düşman kimdir, düşman benim toprağımda, kimliğimde gözü olandır. Ve şehitlerin yatağı olan toprakları korumak, düşmana aman vermemek karşı koymak hakkı savunmak ve istemek, isteyenler için düşmana düşmanın davrandığı gibi davranmalı. Ben yanıyorum o beni seyir edip keyiflenmemeli, o da yanmalı, yakılmalıdır. Hadi Gençler hazırlanın bugün artık cenk günüdür .

Osman OĞUZ - Hasan Saatçi’nin Ardından


Hasan Saatçi, Eşi Gülhan Hanım ve Oğulları Önder ve Oral

Irak Türkmenlerinin değerli bir evladı olan Hasan Saatçi, 9 Ekim 2011 Pazar günü tedavi gördüğü Isparta Özel Şifa Hastahanesinde hayata gözlerini
yumdu. 1931 Kerkük doğumlu olan Saatçi, ilk ve orta öğrenimini Kerkük’te tamamladı. 1952-1957 yıllarında öğretmenlik yaptı. Daha sonra yüksek tahsilini
tamamlamak üzere Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesine girdi. 1961’de buradan Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1962’de Türkiye’den Kerkük’e döndü ve 1963’ten itibaren 2 yıl kadar asteğmen ve teğmen olarak Irak ordusunda vatani görevini ifa etti. Askerliğinin bir kısmı Kerkük’te bir kısmı Erbil’de geçti. Yedek subay okulunu da Bağdat’ta tamamladı.

Askerlikten sonra Tarım İl Müdürlüğüne girdi. Kerkük, Riyaz, Havice ve Dibis gibi yerlerde çalıştı (1965-1980). Irak’ta Türkmenlere baskılar artınca ailesi ile birlikte Türkiye’ye geldi. Uzun yıllar Irak’ta yaptığı hizmetleri de bırakarak Ocak 1981 Türkiye’ye geldi. 1981-1982 yıllarında Isparta’da, 1982 yılından itibaren de Antalya’ya taşınarak orada ikamet etti. 2002 yılından beri de düzenli bir şekilde yazları Isparta’da geçiriyordu. 2009 yılında baypas, 2010 da ise katarakt ameliyatı olmuştu.

Irak Türkmen davasının her zaman bir eri olan Saatçi, öğrencilik yıllarından itibaren mücadeleci ruhu ile bu sahada yerini almıştır. Millî konularda hiçbir zaman taviz vermeyen bir yapıya sahipti. Ankara’daki talebelik yıllarında şehit Necdet Koçak’la birlikte aktif şekilde çalışmıştı. Bu yüzden rahmetli Necdet Koçak’ın hatırasını her zaman yâd eder, onun idam edilmesinin büyük bir kayıp olduğunu söylerdi. Türkiye’ye gelen daha genç öğrencilere ağabeylik; seyahat, iş yahut sağlık sebepleriyle Türkiye’ye gelen hemşerilerine yardım ve rehberlik etti. Dostlarını hep arar sorardı. 20-30 seneden beri görmediği dostlarını bile, onları tanıyanlara sorarak anardı. 4-5 yıl öncesine kadar bayramlarda kart atma âdetini sürdürdü. Son birkaç yılda ölüm haberlerini aldığı dostlarının, akrabalarının vefatı onu çok üzmüştü. Bunların arasında kardeşi Tahsin, Dr. Selahattin Hürmüzlü, Dr. Sati Arslan ve eniştesi Saatçi Enver Mustafa’nın ebediyete intikali onu derinden sarsmıştı.

Ömrünün son 30 yılını geçirdiği ana vatanda  da çok değerli dostlar edinmişti. Türkiye’de yeni neslin Kerkük’ü tanımaması onu çok üzerdi. Hasan Saatçi 9 Kasım 1965 de Isparta’da olan dayısının kızı Gülhan Gündüz Hanım ile evlenmişti. Dayısı Şevket Gündüz eski tarihlerde Türkiye’ye göç etmiş ve Isparta’ya bağlı İslamköy’e yerleşmişti. Önder (22.10.1966) ve Oral (13.08.1972) adlarında 2 oğlu oldu. Oğlu Önder’den bir erkek (Alper, 27.01.2006); Oral’dan ise bir erkek (Kerem, 27.02.1999) ve bir kız (Selin, 09.06.2005) olmak üzere 3 torun sahibi oldu. Hayatının son yıllarını torunları ile avunarak geçiriyordu. Zaman zaman telefonlaşarak, şaka yollu şöyle derdi:
“Emmioğlu, ev uşağ bastı bizi”.[1]Hemşerilerine onun kadar düşkün birini görmedim desem, yalan olmaz. Dinî ve millî bayram gibi münasebetlerde, hemşerilerine telefon eder, hal hatırlarını sorardı. Nazik, saygılı, insanları sayan, seven ve herkese değer veren bir üslubu vardı. Isparta’da toprağa verilen Saatçi’nin, bu bakımdan arkadaşları ve sevenleri çoktu. Kendisine Allah’tan rahmet dilerken, kederli ailesine, Türkmen camiasına ve bütün sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
 -------------------------------------------------------------------------------------------------------
[1] Bu deyimin Türkiye Türkçesindeki karşılığını bulamadım. Ancak buna yakın şöyle bir karşılık vardır:
Torun tosun (veya torba) sahibi olmak. Bu da torunu olmak veya yaşlı olmak anlamına geliyor. Ancak bunun
Kerkük’teki anlamı evin kalabalıklaşması, baba ocağında nüfusun artması demektir.

BABAMA SON MISRALAR


Çile her nefeste hemdem insana.
Olmadı talih, yâr âbid Hasan’a.
Ayakta olan iyidir, elbet şükrede;
Söylerdi demâdem dosta, ihvana.
Arardı ahbabı, kalbinde muhabbet,
Görmezdi kusuru, velev ki zahmet.
Antalya’ya der idi diyar-ı Kerkük,
Yıllarca çekmişti vatana hasret.
Rabbine açıktı her dem, elleri.
Kalbinde eserdi îman yelleri.
Ömrünce oldu fukara-yı sâbirîn,
Dâr-ı ukbâda buldu rahmet selleri.
Göç eyledi, şimdi gönüller viran
Ömrümüz artık ebedî hazan.
Yüreklere yas, gözlere yaş doldu.
Duacıdır ona hep ehl-i zaman.                                

Önder SAATÇİ

hemdem: sıkı fıkı
âbid: ibadet eden
                      demâdem: her zaman
                      ihvan: kardeşler
fukara-yı sabirîn: sabreden fakirler
Dâr-ı ukbâ: öbür dünya
hazan: sonbahar

Abdurrahman El Raşid - Esed, İran, Irak ve El Kaide


Suriye'de çatışma hattına Esed rejiminin güçleri, Şebbiha'sı, İran ve Hizbullah milislerinin yanı sıra suç örgütleri de girdi.

Şu an El Kaide örgütü krizi kullanacağını açıkladı. Şam'daki rejimi finanse eden ve ablukayı kıran bir Irak rejimi var. El Kaide'nin geçen 7 yıl boyunca Suriye rejimiyle irtibatlı olduğunu hatırlatmalıyız. Örgütün Irak ve Körfez'de faaliyet gösteren bütün teröristleri, Suriyelilerin bilgisi, düzenlemesi ve bazen eğitimi ve finansmanı ile sınırları geçiyordu. Kendi topraklarında El Kaide liderlerini misafir eden İran, şimdi dünyayı korkutmak ve 'Esed rejimi düşerse alternatifi El Kaide' demek için terör örgütüyle vurma kararı aldı. Suriye ve İran rejimleri El Kaide kartının tutumları değiştireceğini ve Esed'e iktidarda kalması için yeni bir ömür vereceğini düşünüyor.

Doğal olarak her tutumun bir bedeli var. Suudi Arabistan, geçen yaz büyükelçisini çekerek diplomatik çatışma başlattığında ve Kral Abdullah, Suriye rejiminin kendi vatandaşlarına karşı işlediği katliamlardan güçlü şekilde bahsettiğinde Şam, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerindeki Şii ve muhalif grupları harekete geçirmekle tehdit etmişti. İran'ın desteğiyle bu tehdit bilfiil yaşandı. Bu kış birkaç gün önce Kral Abdullah, Rusya ve Çin'in Güvenlik Konseyi kararını engelleyerek yaptığına sessiz kalmadı. Dışişleri Bakanı Suud El Faysal, dün ileri bir aşamaya geçerek sessiz kalmanın bir seçenek olmadığını vurguladı ve Suriyelilerin kendilerini savunması için desteklenmesi de dahil bütün şekilleriyle Suriye halkını desteklemeye çağırdı.

Burada çekişmenin genişlediğini ve yeni bir döneme girdiğini anlamalıyız. Suriye'de yaşananlara ordu ve Şebbiha ile göstericiler ve ordudan ayrılan askerler arasındaki bir savaş olarak bakamayız. Suriye'de yaşananlar bir soykırımdır ve toprak üzerindeki şartları zorla değiştirme girişimidir. Suriye'de yaşananlar ayrıca İran, Hizbullah, Irak ve El Kaide'nin Beşşar Esed rejiminin yanında girdiği bölgesel bir savaştır. Buna karşın güvenlik ve maişet açısından abluka altındaki Suriye insanına yardım edecek hiç kimse bulunmuyor. Ürdün, kaçabilenlere kamp kurdu. Türkiye, birkaç uyarı açıklamalarıyla birlikte Suriye ordusunun sınır bölgelerini mayınlaması sonucu çıkışları duran mültecilere kamplar kurdu. Zaman geçtikçe Suriye, İran ve Hizbullah, Suriyelilerin ayaklanmasını uluslararası müdahaleyi engelleyecek şekilde mezhepçi bir savaşa çevirmek için mezhepçilik boyasına sahip çatışmaları tırmandırıyor. Bu yüzden 20 milyon Suriyeli bugün uluslararası veya Arap desteği olmaksızın 5 yerel ve bölgesel güç tarafından abluka altında savunmasız hale geldi.

Suudi Arabistan ve sorumluluk duyan diğer ülkeler, Suriye halkının korunmasını iptal eden engelleri aşabilirler. Suriye Ulusal Konseyi'ni alternatif olarak derhal tanıyabilirler. Keza Faysal'ın da dediği gibi savunmasız Suriye halkına kendisini savunması için bütün yardımları sunabilirler. Bütün bunlar Suriye halkına karşı açılan savaşın durması için kaçınılmaz oldu. İran, Suriye rejimine vatandaşlarını bastırması için bütün askerî, lojistik ve mali destekleri sunuyor. Irak rejimi de Esed rejimiyle mali, ekonomik ve petrol alanında işbirliği yapıyor, ekonomik yaptırımların başarısız olması için başı çekiyor. Dolayısıyla bu duruma sadece salim bir hükümetin kendi vatandaşlarına yönelik bireysel eylemi olarak değil, bölgesel bir saldırı olarak bakmalıyız. Arap Birliği ve uluslararası toplumun orta çözümler oluştururken Suriye rejimi çatışma sahasında gerçek haline gelen kapsamlı askerî bir koalisyon inşa etti. Hepimiz tam bir yıldır uygulanan bir soykırım karşısındayız.

Kanımca ilgili ülkeler erken kenetlenseydi işler siyasi ve Arap düzleminde bu kötü sürece gelmezdi. Halk silahlanmasıyla güçlü olsaydı Esed aslan kesilmez, öldürmeler artmaz, Arap Birliği ve BM'yle alay edemezdi. Arap ülkelerinin tutumu ilaç, gıda ve silahla destekli olsaydı Rusya ve Çin, Arap siyasi çözümünü reddetmeye cesaret edemezdi. Kriz sürecinin uzaması, Esed'i kurtarmak için Suriye'yi parçalamak ve yakmak isteyen İran gibi ülkelerin hedeflerine hizmet ediyor. Bu yüzden Suriye halkının desteklenmesi, onların hakkı ve bizim görevimizdir.
Kaynak: Zaman

DÜNYA BÜLTENİ

Irak'ta 3 bin 958 tutuklu serbest bırakıldı


Irak'ta Ocak ayında 3 bin 958 tutuklunun serbest bırakıldığı bildirildi.

Irak Yüksek Yargı Konseyi sözcüsü Hakim Abdusettar Bayrakdar, Irak mahkemelerinin masum oldukları kanıtlanan 3 bin 958 tutukluyu serbest bıraktığını belirtti.

Irak Adalet Bakanlığı tarafından 2 Ocak 2012 tarihinde yapılan açıklamada, Aralık 2011'de 563 mahkumun serbest bırakıldığı ve 1374 mahkumun serbest bırakılması için dosyalarının mahkemelere havale edildiği dile getirilmişti.

Bu arada, Irak Adalet Bakanlığı rakamlarına göre, Irak'taki hapishanelerde 25 bin tutuklu ve mahkum bulunuyor. Bu mahkum ve tutuklular arasında kadın ve yabancı uyruklular da var.

İHLAS SON DAKİKA

14 Şubat 2012 Salı

Erbil'de Binalarının Önündeki Beton Bloklar Kaldırılacak


Irak'ın Erbil kentinde terör saldırılarına karşı kamu binalarını korumak için konulan beton blokların kaldırılmasına karar verildi.

Irak'ta 2003 yılından sonra başlayan terör olayları Kuzey Irak Bölgesini de etkiledi ve teröristler bölgedeki kamu binalarını hedef olarak seçti. Bu durumdan en az hasarla kurtulmak ve halkın can güvenliğini sağlamak için tüm binaların etrafı büyük beton bloklarla sarılmıştı. Güvenlik Komisyonun Erbil Valisi ile yaptığı toplantı ardından güvenlik duvarlarının kaldırılması kararı alındı. Bu karar ardından ilk olarak IKDP'nin yayın organı Xebat gazetesi ile KYB'nin Erbil il Başkanlığı binasının etrafını kaplayan beton bloklar kaldırılmaya başlandı.

Erbil Kaymakamı Nihad Latif, Xebat Gazetesi ve KYB il Başkanlığı ile başlayan kaldırma çalışmasının aşama aşama devam edeceğini belirtti. Başta başkent Bağdat olmak üzere ülkenin bir çok yerinde beton duvarlar hükümet tarafından kaldırılacak.

AHM(GE/İD)

HABERLER

Irak’ın başkenti Bağdat’ta patlama: 1 ölü


Irak’ın başkenti Bağdat’ta düzenlenen bombalı saldırıda bir kişinin öldüğü, 6 kişi de yaralandığı bildirildi.
Polis, kentin doğusundaki Meştal semtinde polis devriyesini hedef alan saldırıda, yoldan geçen bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Saldırıda yaralananlardan 2′sinin polis olduğu belirtildi.

SON DAKİKA HABERLER

Türkmen Yetkili, Türkiye'nin Irak Tavrını Savundu


Irak Türkmen Cephesi başkan Yardımcısı ve Selahattin İl Meclisi Üyesi Ali Haşim Muhtaroğlu, Tuzhurmatu'da yapılan dini törende Türkiye'nin Irak tavrını savundu.

Muhtaroğlu, yaptığı konuşmasında Irak ve özellikle Türkmenler'i yakından ilgilendiren önemli konulara değindi. Muhtaroğlu, Türkmenler'in bu topraklarda kendisine yakışır şanlı bir mücadelesi olduğunu ve bu nedenle bugünkü siyasi denklemden dışlanmasını istemeye kimsenin hakkı olmadığını söyledi. Muhtaroğlu, Irak milleti olarak yıllardır büyük mücadele verdiklerini bu son sıkıntılı dönemlerde kimi komşu ülkelerin Iraklıların yanında olduğunu kimilerinin ise karşısında olduğunu belirtti. Komşu ülke Türkiye'nin her zaman için tüm Irak halkının yanında olduğunu belirten Muhtaroğlu kimsenin bu önemli ülkenin imajını zedelemeye hakkı olmadığını sözlerine ekledi. Muhtaroğlu, şöyle devam etti:

"Bugüne kadar İslam dini ve Müslümanlar'ın ayakta durmasında Türk milletinin büyük payı vardır. Ortadoğu bölgesinde bazı olaylar oluyor ve bu olaylar ciddi bir şekilde Irak ve Irak milletini etkiliyor. 2003 yılından bugüne dek çok taraflar Irak'ın parçalanmasını istedi ve aynı zamanda Irak milletine zarar vermek istedi. Yabancılar milletin arasında dolaşıyor ve gizli parmaklar bu memlekette huzur ve istikrarı bozmaya çalışıyor ve bu konuda bazı devletlerin de olumlu bazılarının da olumsuz katkısı olmuştur. Irak milletini seven var. Irak'ın istikrarını ve güvenliğin sağlanmasını isteyen tarafların başında hiç kimsede bunu inkar edemez Türkiye Cumhuriyeti vardır. Irak milletine dost ve bütün Irak milletine kardeşlik elini uzatmış ve insani yardımlar sunmuş ve her zamanda Irak konusunda ve Irak'ın geleceği konusunda olumlu müdahalesi olmuştur. Maalesef bugünlerde görüyoruz bazı taraflar Türkiye'nin tavrını başka bir şekilde anlatmak istiyorlar. Biz Irak Türkmenleri olarak bu Oyunun farkında olmamız lazım."

DHA(GE/İD)

HABERLER

Barzani’den PKK’ya sert tepki


Barzani, Reuters’a verdiği demeçte PKK’nın Kürt halkına zarar verdiğini söyledi.

Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetiminin başkanı Mesud Barzani, terör örgütüyle bağlantı halinde olduklarını ve saldırılarını durdurması için en büyük baskıyı yapacaklarını söyledi.

Reuters haber ajansıyla mülakat yapan Barzani, ”terör örgütünün saldırılarının Kürt halkının geleceğiyle oynadığını” ifade ederek, şu an saldırı zamanı olmadığını, barışçıl ve demokratik yollarla mücadelenin amaçlanması gerektiğini, çözümün bu olduğunu söyledi.

Barzani, durumun kötüye gitmesi halinde İran sınırına yerel Peşmerge güçlerini göndermeyi düşünebileceklerini de vurguladı.

KERKÜK KONUSU YİNE GÜNDEMDE

Mülakatta Kerkük’ün durumunu da değinen Barzani, Amerikan askerlerinin gelecek ay Irak’tan çekilmelerinin Kerkük’teki güvenliği etkilemeyeceğini belirterek, Bağdat’ın Kerkük’ün akıbetiyle ilgili karar vermeyi ertelemesinin ”tehlikeli” sonuçlara yola açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’nin 13 bin askerini çekmesinin ardından ülkede güvenliğin kötüye gitmesini engellemek için merkezi hükümetle çalışmaya hazır olduklarını bildiren Barzani, Amerikan askerlerinin çekilmesinin Kürt bölgesindeki güvenliğe herhangi bir etkisinin olmayacağını, çünkü kendi bölgelerinde halihazırda Amerikan askerinin bulunmadığını ifade etti. Barzani, Irak’ın geri kalanı için ise durumun ”kaygı verici” olduğunu ileri sürdü.

Barzani, hükümetinin Kerkük’ün geleceğiyle ilgili oylama yapılması taleplerinde ısrar edeceklerini belirterek, Kerkük’ün Kürt bölgesi olduğu iddialarını da yineledi.

Milliyet

EKONOMİ HABER