13 Ekim 2011 Perşembe

Nefi Demirci - Hicran Kazancı'ya Açık Mektup

Sayın Dr. Hicran Kazancı,
Bizlere gelen elektronik iletilerden ve aldığımız telefonlardan, oturduğunuz mevkiye, üstlenmiş olduğunuz sorumluluğa uygun bir hizmet anlayışı içinde olmadığınız kanaati gelmiş, kamuoyunda tartışılır bir hale getirmiştir. İddia ettiğiniz bilgilere bakılırsa, Irak Türklerinin (Türkmenlerin) siyasi tarihini layık bir şekilde tetkik etmediğinizi veya bugünkü siyasi konumunuz gereği gerçekleri çarpıtarak ve dinleyicileri inandırmak amacıyla olayların içinden geldiğinizi söyleyerek demeç ve toplantılarda anlatıyorsunuz.  
Sayın ITC Türkiye Temsilcisi,
Türkmeneli’nin Haritası anlattığınız gibi 1980’li yıllarda çizilmedi. Türkmen Kardeşlik Ocağı tarafından yayınlanan “Kardeşlik Dergisi”nde bu harita Merhum Rıza DEMİRCİ tarafından yayınladığı gibi, Sayın İzzettin KERKÜK’ün “Haşim Nahit Erbil ve Irak Türkleri” kitabında, Merhum Haşim Nahit Erbil, ta 1915’li yıllarda Türklerin yaşadığı coğrafi yerleri Telafer’den bir hat halinde Mendeli’ye kadar tespit etmiştir. Bunu yazdığı yazılarından okumaktayız. Biz de 1970 yılında yayınladığımız “Türk Dünyasında Irak Türkleri” kitapçığının kapağında Türkmeneli Haritasını yayınlamıştık.
Nüfus konusuna gelince; herhalde zatıaliniz Lozan Konferansı’nda Lord Curzon tarafından İsmet Paşa’ya yan çizerek sunulan, Musul Vilayetinin Nüfus rakamlarını baz almışsınız. Bugünlerde de Kürtler tarafından iddia edilen de budur. Temenni ederdim ki, kitaplarımızı ve diğer kıymetli yazarlarımızın kaynaklarını gözden geçirmiş olsaydınız ve ondan sonra binlerce yıldır o topraklarda yaşayan Türk varlığı hakkında fikir ileri sürseydiniz.
1957 nüfus sayımı tartışmalı da olsa, Türkmenlerin sayısına değinmemiş olmanız nasıl izah edilecek, bu konuda ne denilecek, böyle bir sayım yapılmadı mı denilecektir? Türkmenlerin tarihi, siyasi, edebi konularında, Türkiye’de ve Avrupa’da yaşayan kişilere haksızlık yapmaktasınız. Yazarlarımızın eserlerini neden tetkik etmeden, okumadan bir tarafa ittiğinizi, doğrusu anlamak mümkün değildir.
Bir önemli konu da Sayın Temsilci, Türkiye’de hiç kimse, Doktor veya Profesör, iddia ettiğiniz gibi durup dururken boş kafalı olarak bu mevkilere gelmemiştir. Zatıaliniz aynı unvanı taşımaktasınız ve hiçbir Türkmen bugüne kadar sizin gibi yorum yapmamıştır. Hep övünenler olmuştur. Türkmenler arasında okur-yazar oranına, Irak’ın geneli baz alınarak bakılırsa, bütün diğer unsurlardan kat be kat fazla olduğunu göreceksiniz. Bu iddialarınız kasıtlı değil de nedir? Bu iddianız hangi kaynağa dayanıyor, bunu açıklayabilir misiniz? Veya sebebi nedir? Siyasi ortama uymaksa, üzerinde düşünüp durmak gerekmez mi?
Türkiye’de tahsil gören ve kalanlara suçlamalarınıza gelince; bu konuda da cehaletinizi demeyelim, ama yönettiğiniz makama yakışmayan sözlerdir. Türkiye’deki Türkmenler yıllarını ve yıllardan beri Irak Türklerinin Türklüğünü, içinde bulundukları siyasi sıkıntıları, yalnız Türk kamuoyuna değil, Hükümetimize, siyasi partilere ve hatta Irak Devletine yazılarıyla, konferans ve medya kanallarıyla anlatmaya çalışmışlardır. Çözüm yollarının aranmasındaki katkıları da inkar edilemeyecek derecededir. Bağdat’ta Kardeşlik (Kardaşlık) Ocağı kurulmadan önce, Türkiye’de, Anavatanda kurulan ilk Türkmen teşkilatı, “Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği”dir. Bu Dernek kimler tarafından kuruldu, kurulma amacı ne idi? Herhalde Türk insanına ve yetkililerine yanlış ve abartılı bilgi vermek için değildi.
1960’lardan bu yana ve 1990 yılından sonra adlarını anmaya gerek görmediğim, ama Türkmen kamuoyunda bu şahsiyetler takdirle anılmaktadır. Zatıaliniz o yıllarda belki vardınız, amma velakin bu konuda da kamuoyunu yanlış bilgilendirmeniz, tepkiyle karşılanmakta ve hatta Türkmen şahsiyetleri tarafından mevkiinizi değiştirmeniz beklenmektedir.
Türkiye’de ve Avrupa’da yaşayanlar, Türkmen Milletini küçümsediğiniz demeç ve toplantılardaki konuşmalarınız karşısında, ITC Başkanlık makamı nasıl bir tedbir alacaktır, merak konusudur. Kendi Milletini küçümseyen, üstelik de Türkmenlerin en büyük, halkı tarafından kabul gören siyasi partisi Irak Türkmen Cephesi’nin Türkiye Temsilciliğinde görev yapmak, doğrusu yadırganacak bir durumdur. Sorarlar insana, bu zat kimi temsil ediyor, diye.
Bayrak hakkındaki düşüncelerinize gelince; bir dava adamı, eğer davasına, yani Türkmenlerin siyasi haklarına inanmış ve bu uğurda çalışmaya azimli ise, Bayrak ve Toprak üzerinde durur ve o uğurda canını bile verir.
Toprağını ve Milletini simgeleyen bayrağı olmayan toplumlar, millet sayılır mı? Sayın Temsilci, biz Türkmen Milletiyiz, Toprağımız Türkmeneli, Bayrağımız bu toprakların her yerinde dalgalanan gördüğünüz Bayraktır.
Sembolik de olsa Türkmenlerin hemen hemen hepsinin yüreğinde taşıdığı Gök Mavisi Bayrağının “uyduruk” olduğunu imalı da olsa, dolaylı da olsa söylemiş ve söyleyen kişi Türkmen Milleti karşısında sorgulanır.
Sayın Dr. Hicran Beyefendi,
Konuşmanız akıcı, ikna kabiliyetiniz iyi, ama belgesiz, afaki ve etki altında,  yanlı kendi milletini küçümseyen, bugünkü siyasi akımın yönünde Türkmenlerin adına demeç vermeniz, hele hele bu bilgiler gerçeklere uymamış ise, inanın daha önce “açılım” konusunda olduğu gibi “Kerkük size muğbererdir”.
NEFİ DEMİRCİ - 10.10.2011
(Kaynak: Türkmeneli İnsan Hakları Derneği, 13.Ekim.2011)

Hiç yorum yok: