6 Ekim 2011 Perşembe

İnci Muratlı - Sesimizi duyan var mı?

Irak’ta, özellikle Türkmenelicoğrafyasının merkezi olan Kerkük’te Türkmenlere yönelik saldırılar giderek hızkazandı. İki ay evvel de aynı konuyu yazdım, yine aynı konuyu yazıyorum. Eğerbir şeyler yapılmaz, gerekli önlemler alınmazsa daha çok yazmaya devam edeceğimgibi gözükmektedir.

Irak’ta Türkmenlere karşı yapılansindirme politikası saat gibi işlemektedir. Feryadımız da sadece Irak içindekalmaktadır. Dünya kamuoyuna bu feryadı duyuramamaktayız. Son üç ay içindebirçok Türkmen kaçırıldı, tehdit edildi veya öldürüldü. Birçok Türkmen cangüvenliğinin olmaması nedeniyle kendi topraklarını terk etmek zorunda kaldı.

Acaba sesimizi duyan var mı?

Bu konuda sevindirici gelişmelervar. Irak parlamentosundaki milletvekillerimizin çalışmaları sonuç verdi veIrak hükümeti Türkmenlere karşı yapılan bu saldırılarla ilgili bir komisyonoluşturdu. Komisyonu Kerkük’e gönderdi. Komisyonun çalışmalarını ve raporunuyakında göreceğiz.

Ama daha da önemlisi, busaldırılarla birlikte yeniden bizlere gösterdi ki, senelerdir dillendirilenkendi güvenlik teşkilatımızın kurulması meselesi artık zaruri oldu. Ancak,Irak’ın diğer unsurlarının sahip olduğu bir güvenlik teşkilatına, aynı şekildeTürkmenlerin de sahip olmasına kolay kolay izin verileceğini sanmıyorum. ÇünküTürkmenleri Irak’ta güçlendirecek herhangi bir yapıya Irak’ın diğer unsurları izinvermez. Neden mi? Nedeni çok basit; Türkmenlerin güçlenmesi demek, Iraklılara vebölge devletlerine göre Türkiye’nin güçlenmesi demektir.

Bizler neler yapabiliriz?Kendimizi nasıl savunabiliriz?

Öncelikle kim olduğumuzu iyibilmeliyiz, kimin torunları olduğumuzu. Onlara layık bir şekilde hareketetmeliyiz. Manevi güç, bir toplumun savaşını kazanmasında olmazsaolmazlarındandır. Bunun dışında daha önceki yazılarımda da her zaman dillendirdim.Davamızı, sadece Irak içinde çalışarak kazanamayız. Zaten Irak başlı başınauluslararası bir mesele haline gelmiştir. Birçok ülkenin hâlâ içinde atkoşturduğu bir memlekettir Irak. Bunun için diaspora çalışmalarınaolabildiğince hız vermek zorundayız. Ama tersine, diaspora çalışmalarımız güngeçtikçe gerilemektedir. Bunun dışındaki çalışmalar da ağırlıklı olarak,Türkmenlerin tabiriyle “gel bize, gellem size”, kurumların ya da kişilerinbirbirlerini ziyaretlerinden oluşmaktadır.

Örneğin Türkiye’de geldiğimiznoktayı bir olayla aktarmak istiyorum. Irak Türkleri Derneği Ankara ŞubeBaşkanı Mahmut Kasapoğlu anlatıyor. Derneğin bağlı olduğu Türk DayanışmaKonseyi’nin bir toplantısı… Kasapoğlu söz istiyor ve Türkmeneli’nde cereyaneden olayları ve Türkiye’nin tepkisizliğini iletiyor. Toplantıdakilerşaşırıyor; “Türkmeneli’ndeki bu olaylardan haberimiz yok” deniyor. Sadece bu dadeğil; “gelip bize derdinizi anlattınız mı?” deniyor. “Ağlamayan çocuğa memevermezler”, yani “hakkını aramasını bilmeyen kimsenin işi görülmez”.

Acaba sesimizi duyuran var mı?

Türkmen diasporası içinde engüçlü olduğumuz ülke olan Türkiye’de durumumuz bu ise, bir yerlerde yanlışyapıyoruz, demektir. Daha hakkımızı bile aramasını ve anlatmasını bilmedennasıl “hakkımızı alacağız” diyebiliriz?

Irak Türkmen Cephesi (ITC)Başkanı Erşat Salihi bir açıklamasında diyor ki, “Türkmenlerin sıkıntılarınıdünya kamuoyuna duyurmalıyız”. İşte bu noktada ITC’ye büyük iş düşmektedir.Türkmenlerin sorunlarını dünya kamuoyuna duyurmak istiyorsanız, güçlü birbasın-enformasyon oluşturmanız, yurtdışındaki temsilciliklerinizi kapatmakyerine, sayısını daha da arttırmanız ve tabi ki, en önemlisi temsilciliklerinpasif yöneticilerden, çalışanlardan arındırılması gerekir. Bunun en güzelörneği, ITC Türkiye Temsilciliğidir. ITC Türkiye Temsilcisi son olayları sadeceizlemekle yetinmiştir.

Irak’ta güçlerin konuştuğudoğrudur, ancak aynı zamanda sıkı çalışma ve hakkını sonuna kadar aramanın dasonuç getirdiği aşikârdır. Irak Kürtleri senelerce Avrupa ve Amerika’dakiçalışmalarının ve güçlü bir diasporaya sahip olmasının bugün meyvelerinitopluyor. Bunun yanı sıra güçlü bir silahlı teşkilatlanmaya sahip olduğu içinde halkının can ve mal güvenliğini temin edebiliyor.

Son olarak noktayı, “Türkmenlerinsiyasi, sosyal ve ekonomik anlamda Irak’ta hak ettiği bir yerde olabilmesi içinöncelikli konu can güvenliğinin sağlanmasından, bu da kendi güvenliğinioluşturmasından geçmektedir” diyerek koyuyorum.
(Kaynak: Erbil Gazetesi, 6.Ekim.2011)

Hiç yorum yok: