Irak coğrafyasının en eski halklarından olan Asuriler çok uzun yıllardır çeşitli baskılara maruz kalmaktadır. Özellikle Irak işgalinden sonra Hıristiyanlara yönelik saldırılarda ciddi bir artış yaşanmış ve bunun sonucu olarak Irak’taki Hıristiyan nüfusunda göçe dayalı bir azalma ortaya çıkmıştır. Çoğunluğu Dohuk ve Irak’ın kuzey bölgelerinde yaşayan Hıristiyanların durumu, sorunları, Irak siyasetine bakışları ve Türkiye’den beklentileri konusunda Irak Asuri Genel Kongresi Genel Başkanı Ishao Isho ve Genel Başkan Yardımcısı Martin Davut ile bir röportaj gerçekleştirdik. Isho ve Davut, Irak’ta Asurilerin yaşadıkları yerleri terk etmeye mecbur kaldıklarını bu nedenle de Asuri varlığının tehdit altında olduğunu anlattı.
ORSAM: Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
Ishao Isho: Irak’ta Asuri Kongresi Genel Başkanıyım. Irak’ta yaşıyorum. Zaman zaman Avrupa, ABD ve Avusturya gibi ülkeler olmak üzere yurt dışına çıkıyorum. Bir Asuri olarak bütün zamanımı Asuri davası için harcıyorum. Biz Asuriler olarak, kendimiz Irak’ın bir asli unsuru olarak görmekteyiz. Her zaman Irak’ın birliğin ve güvenliğini savunmaktayız.
Martin Davut: Ben de Asuri Kongresi Genel Başkan Yardımcısıyım. Asuri topluluğu Irak içinde bir siyasi varlıktır. Her zaman Irak halkını ve toprağının birliğini istiyoruz. Demokratik bir Irak’ta yaşamayı savunmaktayız.
ORSAM: Asurilerin geçmişi ve tarihi ile ilgili bizi bilgilendirir misiniz?
Ishao Isho: Asurîler Irak’ın asıl unsurudur ve Asurîler Irak’ta Hıristiyan olmadan önce de yaşamaktaydı. Asurîlerin, Irak’taki varlığı çok eskiye dayanır. Bilinen 7 bin yıl önce de Asurîler Irak’ta yaşadığıdır. Bu yüzde Asuriler Irak’ın asıl unsurudur. Biz geçenlerde Asurîlerin 6761. yılbaşını kutladık. Bu tarihe göre 6000 yıldan önceye dayanan bir tarihimiz olduğu ve özellikle Irak’ta yaşmakta olduğumuz ortaya çıkmaktadır. Asurîler genel olarak Irak, Suriye, Türkiye’nin güneydoğusu, İran ve Lübnan’da bulunmaktadır. Ama Asurîlerin çoğu kendi yaşmakta oldukları yerleri bırakıp Avrupa ülkelerine kaçmıştır. Asurîler kendilerine yapılan haksızlık ve zulümden dolayı ülkelerini terk etmiştir.
Martin Davut: Asurîlerin uğramış olduğu haksızlığa bölgede yaşayan diğer halklar uğramamıştır. Birinci Dünya Savaşından önce ve sonra birçok saldırıya uğradık, bu saldırılardan dolayı halkımızın üçte biri yok oldu. Aynı zamanda Irak’ta ilk hükümet kurulduğunda, yani kraliyet döneminde, halkımıza yönelik büyük saldırı ve soykırım yapıldı. Saldırı Irak’ın kuzeyinde Duhok’a şehrine bağlı Summil bölgesinde yaşandı. Bu soykırımı Irak Generali Bekir Sıdkı yapmıştır. Soykırımda 5000 kişi hayatını kaybetti ve birçok kişi memleketi bırakmak zorunda kaldı. Ayrıca Asurilerin birçoğu kimliğinden vazgeçmişti. Şimdi de Habur bölgesinde ve Suriye’de yaşmaktadırlar. 1920’de Irak’ın bağımsızlığından bu yana Asurî halkı kendini ispat etmeye ve kendi kültürünü korumak için mücadele etmeye çalışmaktadır. Irak’ın diğer halkları gibi bize ait tarihimiz, medeniyetimiz ve kültürümüz vardır. Biz bugün Irak halkının bir parçası olarak üzüntüleri paylaşıyoruz. 2003’te Irak işgalinden sonra yine baskılara maruz kaldık. Bu da halkımızın üçte birinin komşu ülkelere kaçmasına sebep oldu. Bağdat, Basra, Kerkük ve Musul’da birçok kilisemizi patlatıp, halkımızı katlettiler. Halkımız daimi bir göç durumunda kaldı.
Irak’ta Asurilerin nüfusu ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Nerede yaşıyorlar ve sayıları ne kadardır?
Martin Davut: Bu konuda net olarak bir bilgi veremeyiz, çünkü halkımız daimi olarak bir göç halindedir. Ama size şunu söyleyebilirim. 2003’te Asurî nüfusu aşağı yukarı 1 milyon 600 bin civarındaydı. Ama bugün halkımızın nüfusu 500 bini aşmamaktadır. Asurîlerin çoğunlukla yaşadığı bölgeler, Musul, Telkeyf, Hamdaniye, Şeyhan, Duhok, Bağdat, Erbil ve Kerkük. Ama Asurilerin en yoğun olarak yaşadıkları şehir Duhok’tur. Eskiden Bağdat’ta da nüfusumuz fazlaydı ama Bağdat’ta yaşanan olaylardan dolayı nüfus azalmıştır.
Size göre 2003 öncesi ve 2003 sonrası Asurilerin durumunda ne gibi değişiklikler oldu?
Ishao Isho: Gerçeğine bakarsanız 2003’ten önce Asurîlerin durumu çok iyiydi. Ama 2003 sonrası halkımız çok haksızlığa uğradı. Kiliselerimizi patlattılar, adamlarımızı kaçırdılar. Adeta dışlandık. Bunun üzerine halkımızın güveni sarsıldı, bundan dolayı halkımız sürekli göçe başladı. 2003’ten önce güvenlikten dolayı Asurî halkı daha iyi bir şekilde ve çoğunlukla Bağdat, Basra, Kerkük ve Musul gibi büyük şehirlerde yaşıyordu. Ama 2003’teki işgalden sonra genel olarak Irak’ın durumunun kötüye gitmesi ile birlikte Asurî halkı çok zarar görmüştür. Çünkü Asurî halkı genel olarak Irak içinde yaşayan küçük gruplardan biridir. Ve sizin bildiğiniz gibi güçsüz ve azınlık olan gruplar normal olarak daha fazla haksızlığa uğramaktadır. Bu nedenle Asurîler Irak’ı terk edip özelikle Türkiye, Suriye gibi komşu ülkelere göç ettiler. Ayrıca Avrupa ülkeleri ile ABD, Avusturya ve Kanada gibi ülkelere de göç olmuştur.
2003 öncesi ve sonrası Asurîlerin siyasi ve hukuki durumundan bahseder misiniz?
Martin Davut: 2003’ten önce ve sonra Asuri halkına bir hak tanınmamıştır. Sadece 2003’ten önce güvende yaşıyorduk. Asuri halkı hep baskı altında kalmıştı. Asuriler, Irak’ın kuruluşundan bu yana sürekli her şeyden uzaklaştırılmıştır. Kraliyet dönemi ve sonrası da aynıdır. Hükümetler ne kadar değişmiş olursa olsun Irak’ta dini bir azınlık olarak sayıldık. Bizi bir millet olarak, yani Asurî halkı, olarak görmemişlerdir. Hep din üzerinden bize karşı siyaset yürütmüşlerdir. Yani bizim için 2003’ten sonra da değişik bir şey olmadı. Hatta daha kötüye gitti. Nüfusumuzun azalmasına ve halkımızın göç etmesine neden oldu. Özellikle Asurî halkını en çok etkileyen olay Bağdat’taki kilisemizin patlatılmasıdır. Bu olay halkımızı derinden etkiledi.
Biz sizin Musul’da yaşadığınızı biliyoruz. Bize Musul’un durumundan bahseder misiniz?
Martin Davut: Öncelikle Musul’un güvenlik durumu hakkında konuşmakta fayda var. 2003’ten sonra teröristler Musul’da Asurîlerden çok insan öldürdü ve çoğunu göçe zorladı. Ayrıca Musul’da Araplarla Kürtlerin arasındaki siyasi çekişme de Asurî halkına zarar verdi ve halkımız bu sebeplerden dolayı Musul’dan göç etmeye başladı. Ayrıca kültür ve din farklılığından dolayı Asurîlerin yaşadıkları bölgeler bakımsız ve unutulmuştur. Ne Musul ne de Kürt yönetiminden bize yardım edilmektedir. Bu durum işsizliğe yol açmaktadır ve halkımızın kötü durumda kalmasına sebep olmaktadır. Bu da yine göçün önemli nedenlerindendir. Siyasi olarak ise Musul’da yaşayan grupların anlaşamaması durumu kötüye sürüklüyor. Musul şehri çok farklı bir sosyal yapıya sahiptir. Bu yüzden Musul’da yaşayan herkesin bir noktada anlaşmaması ve çıkar meselesi Musul’un istikrarsızlığına sebep oluyor.
Musul vilayetinde yaşayan azınlıklar için yeni proje gündeme gelmiştir. Musul’un azınlıkların yaşadığı özellikle kuzey kesiminde özerk bir bölge oluşturulması konuşuluyor. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Ishao Isho: Biz Asurî Genel Kongresi olarak Musul şehrinin yeniden yapılanmasını destekliyoruz. Bu desteğin yeni olmadığını söyleyebilir. Biz 2005’te Asuri Genel Kongresi olarak, Irak’ın federal bölgelere bölünmesini ve azınlıklar için de bir bölge yaratılması fikrini desteklediğimizi açıklamıştık. Musul’un yeniden yapılanması, Musul’da yaşayan halka iyi ve güzel bir yaşam tarzı sağlayacağını düşünüyoruz. Aynı zamanda bu yeniden yapılanma ile şehrin alt yapısı da düzelecek ve yüzlerce kişiye iş fırsatı sağlanacaktır. Ayrıca Musul’da yaşayan, Türkmen, Yezidi ve Şebeklerin göçü engellenecektir. Ama bu projeye ilişkin bazı korkularımız var. Çünkü bazı güçlerin bu durumu kendi çıkarlarına yönelik kullanmasından ve şehirden parçalar koparıp kendi bölgesine katmasından endişe ediyoruz.
Musul’u yeniden yapılandırılması düşüncesinin kaynağı nedir?
Ishao Isho: Her şeyden önce konu güvensizlikle alakalı değildir. Irak Anayasasında Irak’ta yeni yerel yönetimlere ve bölgelere bölünmesine izin verilmektedir. Ama esas olan şey bu şehre önem verilmemesidir. Eğer bölgede iyi yaşam tarzı sağlanırsa, bizim halkımıza fayda sağlayacak bir bölge haline gelir. Musul’da oluşturulacak bölgeyle, Bağdat’ta ve Irak’ın başka şehirlerinde olan halkımız baskılardan ve şiddetten kurtulacaktır. Ayrıca Musul’un yeniden yapılandırılması işadamlarımızın geri dönmesini sağlayacak ve göç eden halkımızın dönmesine yardımcı olacaktır. Ancak Musul’un yeniden yapılandırılması düşüncesinin dini ya da etnik temelli olmaması birinci şarttır. Biz Musul’da coğrafi ve idari paylaşımdan yanayız. Çünkü biz Musul’da Türkmenler, Yezidiler ve Şebeklerle birlikte yaşamaktayız.
Peki, nasıl bir yapılanma düşünüyorsunuz?
Ishao Isho: Şehrin güvenliğini merkezi hükümet sağlayacaktır. Bildiğiniz gibi eğer şehirde yeniden yapılanma olursa şehirde yaşayan halk, asker ve polis, kendi şehirlerini korumakla mükellef olacaktır.
Size göre Irak’ta siyasetin temel problemleri nelerdir? Bu siyasi sorunlar nasıl çözülür? Irak’ın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Martin Davut: Irak’ın esas sorunu din ve mezhep ayrışmasıdır. Irak’ta Müslüman ve Hıristiyan gibi dini, Sünni-Şii gibi mezhebi ayrışmalar bulunuyor. Ayrıca Arap, Kürt, Türkmen ve Asurî gibi etnik ayrımcılıklar da Irak’ı istikrarsızlığa sürüklüyor. Aynı zamanda Irak Parlamentosu da etkin bir biçimde çalışmıyor. Bize göre, Irak’taki temel sorunları anayasal yanlışlıklardan kaynaklanıyor. Anayasanın tekrar gözden geçirilmesi ve Irak’ın yararı için yeniden yazılması lazım.
Irak’ın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ishao Isho: Irak çok zengin bir ülke ve hassas bir coğrafi konuma sahiptir. Irak’ın kuruluşundan günümüze kadar istikrarsızlığının temelinde başka ülkelerin Irak üzerinde rol oynaması ve çıkar meselesi yatmaktadır. Biz umut ediyoruz ki gelecekte Irak çok iyi konumda olacaktır. Çünkü Irak çok kültürlü bir medeniyet geçmişine sahiptir. Bu yüzden gelecekte çok iyi konuma sahip olacaktır. Ayrıca komşu ülkeler ve diğer ülkelerin Irak’ın iç işlerine müdahalesi istikrarsızlık yaratıyor. Bütün bunlara rağmen Irak’ın iyi bir geleceği olacak, çünkü Irak halkı çok medeni ve kültürlü insanlardır. Bu durumu aşacaklarını ümit eriyoruz.
Son olarak Türkiye-Irak ilişkileri hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Bu bağlamda Türkiye’den beklentileriniz nelerdir?
Ishao Isho: Türkiye ve Irak arasında ortak sınırların olması nedeniyle iki ülke halkı uzun tarihi bir ilişkiye sahiptir. Türk hükümeti Irak’a yönelik olumlu ve pozitif bir siyaset kullanıyor, Irak’ın durumunu iyi bir hale getirmek için çok çaba gösteriyor. Aynı zamanda Türk hükümeti ve Irak hükümeti arasında iyi ilişkiler devam ediyor. Biz de bu ilişkilerin daha gelişmesini istiyor ve umut ediyoruz. Biz Türkiye’nin bundan daha fazla şeyi yapacak potansiyeli olduğunu biliyoruz.
Martin Davut: Türkiye Cumhuriyeti’nin Iraklı bütün taraflarla iyi ilişkileri vardır. Yaz aylarında Bağdat’taki kilise patlamasında yaralanan kardeşlerimizi Türkiye hastanelerde tedavi edip geri göndermiştir. İnsani yardımlarını yanı sıra burada önemli bir konuya değinmek istiyorum. Her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti işgal gücü kuvvetlerinin kendi toprağını kullanmasına izin vermedi. Bu çok önemliydi. Bu davranış Irak halkı tarafından son derece olumlu karşılandı ve bunun unutulması mümkün değil. Bu nedenle biz Türkiye ve Irak arasındaki ilişkilerin gelişeceğini düşünüyor ve istiyoruz.
ORSAM: Sorularımıza içtenlikle yanıt verdiğiniz için teşekkür ederiz.
(Kaynak: ORSAM, 20.Ekim.2011)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder